Tarih Boyunca Kent

Tarih Boyunca Kent

Lewis Mumford Çeviri: Gürol Koca, Tamer Tosun
ISBN: 978-975-539-276-9
3.Baskı - 2019

Kent planlamasından, kültür ve sanat tarihine, teknolojiden, toplumsal eleştiriye uzanan geniş bir alanda çalışmış olan Amerikalı düşünür Lewis Mumford’ın başyapıtı, Tarih Boyunca Kent, işte bu ihtiyacı karşılama doğrultusunda atılmış ilk ve dev bir adım.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
67,50 TL
90,00 TL

Kitap Hakkında

Ütopyaların merkezinde hep bir kent tasarımı bulunmasına şaşırmalı mıyız?
Kentin aracılık ettiği süreçler, yerine getirdiği işlevler ve insan hayatı üzerindeki etkileri düşünüldüğünde bu hiç şaşırtıcı değil. Elbette kent sadece maddi yapılardan ibaret değildir. Fiziksel bir bütünlüğe ve somutluğa sahip en büyük toplumsal birim olmasının yanı sıra, kent geniş bir toplumsal ilişkiler ağının hem yaratıcısı hem de düğüm noktasıdır. Göçebenin kışlağından ve köyden farklı olarak, insanın “kendisi gibi olmayan” ile, “yabancı” ile karşı karşıya geldiği, ilişki kurduğu ve birlikte yaşadığı yerdir. Rousseau’nun deyişiyle, “köyü, kasabayı evler oluşturur, kenti ise yurttaşlar.”

Öyleyse, Platon’dan Thomas More’a, Fourier’den bugüne, daha iyi bir dünya düşlemeye girişenlerin, hayallerini somutlaştırıp ayrıntılandırırken bir kent çizmeye başlamalarına şaşırmamalı. Belki de, asıl kent üzerine kuramsal araştırmaların göreceli olarak azlığına şaşmak gerekiyor.

Kent planlamasından, kültür ve sanat tarihine, teknolojiden, toplumsal eleştiriye uzanan geniş bir alanda çalışmış olan Amerikalı düşünür Lewis Mumford’ın başyapıtı, Tarih Boyunca Kent, işte bu ihtiyacı karşılama doğrultusunda atılmış ilk ve dev bir adım.   

Bu kitapta Mumford hem kentlerin evriminin tarihini hem de odak noktasında kent olan bir uygarlık tarihi yazıyor. Kentin yaratıcı ve yıkıcı imkânlarının izini tarih öncesine kadar sürerek okuru Mezopotamya ve Mısır’dan yola çıkarıp, Yunan, Roma ve ortaçağdan, Avrupa monarşilerinin başkentlerinden ve sanayi kentlerinden geçirerek, günümüz dünyasındaki yol ayrımının başına getiriyor.
İnsanın “başkası” ile bir arada bir düzen kurması ve bir hukuk oluşturması, işbirliği ve iş bölümü sayesinde müthiş bir yaratıcı enerjiyi açığa çıkarması bu tarihin bir yüzü ise; iktidar, savaş, hiyerarşi ve aşırı mesleki uzmanlaşma aynı tarihin diğer, karanlık yüzünü oluşturuyor. Tapınağı, kalesi ve surlarıyla neolitik kent de, merkezi izdiham yüzünden tıkanmış, dört bir tarafa banliyöleriyle yayılan ve bugünün şekilsiz kenti de bu iki yüze sahip. Ancak yaratıcı ve yıkıcı güçlerini kat kat artırmış bugünün kenti, organik bir sınır tanımayan yayılmasıyla, hem toplumsal bir çözülmenin eşiğinde hem de bütün bir gezegenin ekolojik sistemini altüst etme riskini taşıyor.
Tarih Boyunca Kent, imkânların ve risklerin devasa boyutlar kazandığı bu yol ayrımında insanları düşünmeye, tartışmaya ve tavır almaya çağıran bir kitap.

Tarih Boyunca Kent yalnızca kent tarihi değil; aynı zamanda üst düzey bir ahlâk felsefesi ve bir tür tragedya.
The New York Times Book Review

Bir nesil boyunca Lewis Mumford, daha önce hiç yapılmamış bir kültür eleştirisi toplamı üretti. Mumford’ın bakış açısı geniş, ama derindi; yazar teknolojinin, sanatın ve ulusal politikanın dinamikleri kadar kökenlerini de inceledi, ancak genel fikirlere hep sadık kaldı; dikkatini Amerika’ya yoğunlaştırdı, ama eserlerinin her bir sayfası bir dünya vatandaşının sağduyulu ve tutkulu kaygılarını dillendiriyordu.
Waldo Frank, Saturday Review

Künye

Yazar Hakkında

Lewis Mumford

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Lewis Mumford, XX. yüzyılın en özgün seslerinden biriydi. Malcolm Cowley onu “büyük hümanistlerin sonuncusu” olarak nitelemişti. 

Lewis Mumford, 1895’te Flushing, New York’ta doğdu. City College of New York’ta ve New School for Social Research’te okudu. Ancak tüberküloza yakalandığından eğitimini tamamlayamadı. Bilimsel yapıtlarının kapsamı göz önüne alınırsa, üniversite diplomasının olmaması daha da ilginçtir. 

Mumford, 1919’da etkili modernist edebiyat dergisi The Dial’ın editörlerinden biri oldu. İlk kitabı The Story of Utopias 1922’de, otobiyografisi olan son kitabi Sketches from Life ise altmış yıl sonra, 1982’de yayımlandı. Mumford kendisini bir bilim adamı, tarihçi ya da filozoftan ziyade yazar olarak tanımlamayı tercih etti. Eserlerinin geniş kapsamı, aralarında yazarların, ressamların, kent planlamacıların, mimarların, felsefecilerin, tarihçilerin ve arkeologların bulunduğu, çok farklı meşguliyetleri olan insanlarla temas kurmasını sağladı. 

New Yorker dergisine otuz yılı aşkın bir süre mimarlık yazıları yazan Mumford, teknoloji toplumunun yöresel kültürle uyum sağlaması gerektiğini savundu. En önemli yapıtlarından biri olan The City in History’de (1961; Tarih Boyunca Kent) kentin tarih boyunca insan uygarlığında oynadığı rolü inceledi. Bu kitap 1961’de Ulusal Kitap Ödülü’ne, 1964’te de Amerikan Özgürlük Madalyası’na değer görüldü. Mumford The Myth of the Machine’de (1967-1970, 2 cilt; Makina Efsanesi, Çev. Fırat Oruç, İnsan Yayınları, 1996) teknolojinin insanlığın gelişmesindeki rolünü, tarihsel bir bakış ve keskin bir eleştirel yaklaşımla değerlendirdi. Edebiyat eleştirisi alanındaki ilk yapıtları ise çağdaş Amerikan edebiyatı eleştirisi üzerinde kalıcı bir etki bıraktı. 

Kent konusuna ilgi duyması 1915’te Patrick Geddes’le karşılaşmasıyla başladı ve bu ilgi bölgesel ölçekli kent planlaması hareketlerine aktif katılımlarıyla daha da arttı. Regional Planning Association of America’nın [Amerika Bölge Planlaması Birliği] kurucuları arasında bulunan Mumford, kent planlaması konusundaki günümüz ortodoks anlayışı sorgulayan bir dizi raporun hazırlanmasına katkıda bulundu. Bu hareketin öncü fikirleri The Culture of Cities (1938) adlı kitabında toplanmıştır. Mimar veya kent planlamacısı olmamasına rağmen mimarlıkla ve şehircilikle ilgili kitapları ve makaleleri İngilizce konuşulan ülkelerdeki önde gelen mimari ve planlama enstitülerine fahri üyelik hakkı kazanmasını sağladı. Howard Madalyası, Kent Planlaması Enstitüsü Altın Madalyası ve R.I.B.A. Kraliyet Altın Madalyası sahibidir. 

1938’de Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’na katılmasına karşı çıktı. 1944’te bu savaşta oğlunu kaybetti. Daha 1946’da nükleer silahlara karşı çıkmıştı. Ocak 1990’da yaşama veda eden Mumford, Büyük Britanya İmparatorluğu Şövalyesi unvanını da almıştı. 

Diğer önemli yapıtları: Sticks and Stones (1924), The Golden Day (1926), Herman Melville: A Study of His Life and Vision (1929), The Brown Decades: A Study of the Arts in America, 1865-1895 (1931), The Highway and the City (1963), The Urban Prospect (1968), My Work and Days: A Personal Chronicle(1979). 

“Renewal of Life” dizisi: Technics and Civilization (1934), The Culture of Cities (1938), The Condition of Man (1944), The Conduct of Life (1951).