%35
Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek - %35 indirimli  - John Rundell - Gil

Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek

Liste Fiyatı : 16,67TL
İndirimli Fiyat : 10,84TL
Kazancınız : 5,83TL
978-975-539-222-6
850
Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek
Tahayyül Gücünü Yeniden Düşünmek
Ayrıntı Yayınları
10.84
Günümüz düşünce dünyasını biçimlendiren modern ve postmodern, bilim ve ütopya, ilerleme ve kıyamet, akıl ve tahayyül gücü gibi, genellikle gerilimli bir tarzda birbirine gönderme yapan kavram ve düşünce kümeleri dışlayıcı ve kıyaslanamaz ikilikler midir, yoksa birbirini besleyen diyalektik çiftler mi? Yoksa daha öte bir manaları mı var?

Cevap vermek zordur. Üstelik hepsinin doğum tarihleri, dirençleri, yaygınlık dereceleri de bir değil. Akıl ve tahayyül gücü tartışması Antik Yunan'a (özellikle Aristo'ya) kadar götürülebilir, ama düşünce dünyasının temel motiflerinden biri olmak için Aydınlanma'yı ve Kant'ı bekleyecektir. “İlerleme” Aydınlanma'nın çocuğudur ama “kıyamet”, tarih verilemeyecek kadar eski dinsel kozmolojilere aittir; sonrakiler için model teşkil edebilecek bir “kıyametçi tahayyül” ise Milat'a, Patmoslu Yuhanna'ya kadar götürülebilir. O tuhaf isminin de işaret ettiği gibi “postmodern”, günümüzün en son imalatlarındandır, ama “modern”e dört-beş yüzyıllık bir ömür biçilebilir. Vesaire...

Bu karmaşada görece tereddütsüz bir şekilde öne sürülebilecek olgu, tüm bu gerilimli çiftlerin Aydınlanma ve romantizm arasındaki tartışmada taze bir soluk bulduğu ve günümüz dünyasını biçimlendirecek bir mecraya kavuştuğudur.

Burada Aydınlanma “aklın”, romantizm “tahayyül gücü”nün militanlığını üstlenmiş gibidir. Elinizdeki kitaba esin kaynağı oluşturan “tahayyül gücünü yeniden düşünmek” ihtiyacı, bu çerçevede zuhur eder.
Modernlik kendini tanımak, anlamak, aşmak istiyorsa, “akıl” ve “tahayyül gücü” ile hesabını kapatmak durumundadır. Ama bundan da önce, bu “hesabı kapatmak” ne demektir? Mevcudun, “reel”in adını koymak mı –ki burada bile ihtilaflı, taban tabana zıt yorumlar var–, aklı tahttan indirip yerine tahayyül gücünü geçirmek mi, her ikisine sınırları netleşmiş ayrı hükümranlık sahaları vermek mi, ya da ne? Dahası, kaderin cilvesi bu ya, ilk etapta çözümleme mi esas alınacak, tahayyül mü?

Peki, ne tür bir modernlik yaşadığı epeyce tartışmalı olan, akla her zaman “Devlet”, tahayyül gücüne ise olsa olsa bir “Devlet Sanatçısı” olarak davranmış bir kültür toplumu ölçeğinde bu ne ölçüde başarılabilir?
Elinizdeki kitap farklı teorik katmanlarda böyle bir hesaplaşmaya yer açmak için derlenmiş.
Adından da anlaşılacağı gibi nehrin öte yakasında, tahayyül gücü yakasında oturanlara söz veriyor.

  • Açıklama
    • Günümüz düşünce dünyasını biçimlendiren modern ve postmodern, bilim ve ütopya, ilerleme ve kıyamet, akıl ve tahayyül gücü gibi, genellikle gerilimli bir tarzda birbirine gönderme yapan kavram ve düşünce kümeleri dışlayıcı ve kıyaslanamaz ikilikler midir, yoksa birbirini besleyen diyalektik çiftler mi? Yoksa daha öte bir manaları mı var?

      Cevap vermek zordur. Üstelik hepsinin doğum tarihleri, dirençleri, yaygınlık dereceleri de bir değil. Akıl ve tahayyül gücü tartışması Antik Yunan'a (özellikle Aristo'ya) kadar götürülebilir, ama düşünce dünyasının temel motiflerinden biri olmak için Aydınlanma'yı ve Kant'ı bekleyecektir. “İlerleme” Aydınlanma'nın çocuğudur ama “kıyamet”, tarih verilemeyecek kadar eski dinsel kozmolojilere aittir; sonrakiler için model teşkil edebilecek bir “kıyametçi tahayyül” ise Milat'a, Patmoslu Yuhanna'ya kadar götürülebilir. O tuhaf isminin de işaret ettiği gibi “postmodern”, günümüzün en son imalatlarındandır, ama “modern”e dört-beş yüzyıllık bir ömür biçilebilir. Vesaire...

      Bu karmaşada görece tereddütsüz bir şekilde öne sürülebilecek olgu, tüm bu gerilimli çiftlerin Aydınlanma ve romantizm arasındaki tartışmada taze bir soluk bulduğu ve günümüz dünyasını biçimlendirecek bir mecraya kavuştuğudur.

      Burada Aydınlanma “aklın”, romantizm “tahayyül gücü”nün militanlığını üstlenmiş gibidir. Elinizdeki kitaba esin kaynağı oluşturan “tahayyül gücünü yeniden düşünmek” ihtiyacı, bu çerçevede zuhur eder.
      Modernlik kendini tanımak, anlamak, aşmak istiyorsa, “akıl” ve “tahayyül gücü” ile hesabını kapatmak durumundadır. Ama bundan da önce, bu “hesabı kapatmak” ne demektir? Mevcudun, “reel”in adını koymak mı –ki burada bile ihtilaflı, taban tabana zıt yorumlar var–, aklı tahttan indirip yerine tahayyül gücünü geçirmek mi, her ikisine sınırları netleşmiş ayrı hükümranlık sahaları vermek mi, ya da ne? Dahası, kaderin cilvesi bu ya, ilk etapta çözümleme mi esas alınacak, tahayyül mü?

      Peki, ne tür bir modernlik yaşadığı epeyce tartışmalı olan, akla her zaman “Devlet”, tahayyül gücüne ise olsa olsa bir “Devlet Sanatçısı” olarak davranmış bir kültür toplumu ölçeğinde bu ne ölçüde başarılabilir?
      Elinizdeki kitap farklı teorik katmanlarda böyle bir hesaplaşmaya yer açmak için derlenmiş.
      Adından da anlaşılacağı gibi nehrin öte yakasında, tahayyül gücü yakasında oturanlara söz veriyor.

      Dizi No
      :
      127
      Yayın No
      :
      233
      Çevirmen
      :
      Ertuğrul Başer
      Orijinal Adı
      :
      Rethinking Imagination Culture and Creativity
      Stok Kodu
      :
      978-975-539-222-6
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat