Sergüzeşt

Sergüzeşt

Samipaşazade Sezai ISBN: 978-605-314-343-7
1.Baskı - 2018

"Sergüzeşt"te insanın insani özelliklerini ve varoluş nedenini yok sayan olaylarla birlikte bir mal gibi alınıp satılan, eziyet edilen bir esir kızın dramı anlatılmakta…

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
8,33 TL
11,11 TL

Kitap Hakkında

Yalnız dökülen gözyaşları acıdır. Sen hiçbir derdini benden gizlemezken, bu ıstırabının sebebini niçin saklıyorsun? Memleketinde geçen bir şey mi hatırına geldi? Yoksa çocukken validenin kucağında ağladığını mı hatırladın? Sen kalbini bana da açmazsan, burada hâline hanımlar mı acıyacak, beyler mi ağlayacak?
 
Esaret altına alınmış bir beden ve duygularla geçen koca bir ömür… Dilber’in yaşamının özü. Samipaşazade Sezai’ye şöhretini kazandıran Sergüzeşt’te insanın insani özelliklerini ve varoluş nedenini yok sayan olaylarla birlikte bir mal gibi alınıp satılan, eziyet edilen bir esir kızın dramı anlatılmakta…

Künye

Yazar Hakkında

Samipaşazade Sezai

Klasik Türk Edebiyatı’nda Tanzimat’tan sonra gelen ikinci kuşağa mensup romancı, hikâyeci, oyun yazarı ve bürokrattır. Babası Abdurrahman Sami Paşa, annesi Kafkasya’dan kaçırılmış bir Çerkez kızı olan Gülârayiş Hanım’dır. Sergüzeşt’in yazılışında belki annesinin kaçırılış şeklinin de etkisi olmuştur. Aksaray’da doğduğu büyük konak Ziya Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Ali Suavi, Osman Nevres, Yenişehirli Avni, Üsküdarlı Hakkı gibi o devrin ünlü edebiyat, sanat ve fikir insanlarının toplandığı yerlerden biriydi. Özel hocalardan ders alarak eğitimini sürdürdü. Fransızca, Farsça ve Arapça öğrendi. Bu arada fikir özgürlüğü ile ilgili düşünceleri pekişmeye başladı. Çamlıca’daki yazlık köşklerine komşu iki büyük sima ile tanıştı. Bunlar Abdülhak Hâmid ile Recaizade Ekrem’di. Londra Büyükelçiliği’ndeki görevi sonrasında İngiliz Edebiyatı’nı tanıma fırsatı buldu. 1888 yılında esaret konusunu işlediği Sergüzeşt romanıyla takibe alındı. Kendisi de Jön Türkler’e katıldı, bir fırsatını bulup Paris’e kaçtı. Burada İttihat ve Terakki Partisi’nin yayın organı olan Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde siyasi sert eleştiriler kaleme aldı. İkinci Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul’a geldi. Ertesi yıl, aralıklı olarak 1921 yılına kadar sürdüreceği Madrid büyükelçiliği görevine atandı. İki yıl kadar İsviçre’de tedavi gördü. Cumhuriyet’in ilanından sonra ölümüne kadar İstanbul’da yaşadı. Sergüzeşt’ten başka diğer eserleri, hikâye, deneme ve çevirilerden oluşan Küçük Şeyler (İstanbul, 1892); üç perdelik piyesi Şîr (İstanbul, 1880); hikâye, anı, gezi notlarından oluşan Rumûzü’l-Edeb (İstanbul, 1900); İclal (İstanbul, 1924); Konak (yarım kalmış roman)’tır.