%25

Marksizm ve Ahlâk

Liste Fiyatı : 0,00TL
İndirimli Fiyat : 0,00TL
Kazancınız : 0,00TL
978-975-539-183-0
312
Marksizm ve Ahlâk
Marksizm ve Ahlâk
Ayrıntı Yayınları
0.00

Amaçlar araçları haklı çıkarır mı? Yüceltilen davalar uğruna yapılan her şey hoşgörülebilir mi? “Özgürlük”, “adalet” ve “haklar” soyut; “tarihsel zorunluluk” ile “sınıf mücadelesi” ise somut kavramlar mıdır? “Vicdan”, “onur” ve “insanca” gibi kavramlar, “entelektüel” yani “küçük burjuva” idealist önyargıları yansıtan zayıflıklar mıdır? Peki, Marksizm'in ahlâk hakkında söyleyecek bir sözü var mıdır ve eğer varsa ahlâkın sınıf mücadelesi içindeki “yeri” neresidir? Marksistlerin iktidarla ilişkileri neden sorunlu bir geçmişe sahiptir? Steven Lukes, elinizdeki bu kitapta, Marx'ın ve Engels'in kurup haleflerinin geliştirdiği bir teori olarak Marksizm'in tarihi boyunca bir gezinti yaparken onun ahlâka karşı paradoksal görünen tutumunu ve genelde “adalet” ile “haklar” kavramına, özelde “insan hakları”na yaklaşımını irdelemektedir. Lukes, örneğin, Marx'ın ve Engels'in yazılarının hem ahlâki yargılarla dolu olduğuna hem de yine aynı yazılarda ahlâkın oldukça hafife alınıp, ideolojinin yanında bir üvey evlat muamelesi gördüğüne işaret etmektedir. Ahlâkın küçümsenmesinin Marksizm'in sonraki takipçileri tarafından daha çok benimsenmesi, sonunda keyfi tutuklama ve yargılamalardan toplu sürgün ve katliamlara kadar bir dizi pratik kirliliğin sineye çekilip savunulmasına yol açmış; bunlar da sosyalist ve komünist hareketin ahlâk sicilinde temizlenemeyecek lekelere dönüşmüştür. Oysa, Lukes'un da özellikle vurguladığı gibi, Marx'ın bütün ömrü sivil toplumun veya somut haliyle kapitalizmin normlarına dönüşen ahlâki giysileri reddederken, özgürlük ahlâkını, eşitliği ve çeşitli özel hakları kararlılıkla savunmakla geçmiştir.Esas sorunu, herhalde, “tarihsel zorunluluğu” ifade eden “fi” tarihinde gerçekleşecek amaçla, “pratik eylem”in bugünkü araçları arasındaki gerilimin yarattığı paradokslarda aramak gerekir. Nedenleri ne olursa olsun, Marksizm'in takipçilerinin “Ne yapılmalı?” sorusuna verdikleri kestirme cevap ve pratiklerle gelinen yer ortada: İktidar güdümlü pratikler yüzünden ikna ediciliğini büyük oranda yitirmiş bir sol! Artık “Ne yapılmamalı?”nın uzun ve dolambaçlı yolunda, kendini bugünde somutlaştıran bir sosyalist hayat tarzının ilkelerini tartışmayı denemek zamanı geldi: Bu da mümkün!..Günümüz (dünün ya da yarının değil!) muhalifinin, “bir başka hayat tarzı”nı inşa ettiği oranda düzen dışına çıkabileceğini ve gerçekten devrimcileşebileceğini, böylece yeryüzünde anlamlı bir yer edinebileceğini; iktidar arzusu ile etik tavır arasındaki gerilimi her hissedişinde, kendini “ille de iktidar” tutkusuna kaptırmadan, etikten (ve gerekirse yenilgiden) yana saf tutma bilgeliğiyle var olabileceğini düşünenler için...

  • Açıklama
    • Amaçlar araçları haklı çıkarır mı? Yüceltilen davalar uğruna yapılan her şey hoşgörülebilir mi? “Özgürlük”, “adalet” ve “haklar” soyut; “tarihsel zorunluluk” ile “sınıf mücadelesi” ise somut kavramlar mıdır? “Vicdan”, “onur” ve “insanca” gibi kavramlar, “entelektüel” yani “küçük burjuva” idealist önyargıları yansıtan zayıflıklar mıdır? Peki, Marksizm'in ahlâk hakkında söyleyecek bir sözü var mıdır ve eğer varsa ahlâkın sınıf mücadelesi içindeki “yeri” neresidir? Marksistlerin iktidarla ilişkileri neden sorunlu bir geçmişe sahiptir? Steven Lukes, elinizdeki bu kitapta, Marx'ın ve Engels'in kurup haleflerinin geliştirdiği bir teori olarak Marksizm'in tarihi boyunca bir gezinti yaparken onun ahlâka karşı paradoksal görünen tutumunu ve genelde “adalet” ile “haklar” kavramına, özelde “insan hakları”na yaklaşımını irdelemektedir. Lukes, örneğin, Marx'ın ve Engels'in yazılarının hem ahlâki yargılarla dolu olduğuna hem de yine aynı yazılarda ahlâkın oldukça hafife alınıp, ideolojinin yanında bir üvey evlat muamelesi gördüğüne işaret etmektedir. Ahlâkın küçümsenmesinin Marksizm'in sonraki takipçileri tarafından daha çok benimsenmesi, sonunda keyfi tutuklama ve yargılamalardan toplu sürgün ve katliamlara kadar bir dizi pratik kirliliğin sineye çekilip savunulmasına yol açmış; bunlar da sosyalist ve komünist hareketin ahlâk sicilinde temizlenemeyecek lekelere dönüşmüştür. Oysa, Lukes'un da özellikle vurguladığı gibi, Marx'ın bütün ömrü sivil toplumun veya somut haliyle kapitalizmin normlarına dönüşen ahlâki giysileri reddederken, özgürlük ahlâkını, eşitliği ve çeşitli özel hakları kararlılıkla savunmakla geçmiştir.Esas sorunu, herhalde, “tarihsel zorunluluğu” ifade eden “fi” tarihinde gerçekleşecek amaçla, “pratik eylem”in bugünkü araçları arasındaki gerilimin yarattığı paradokslarda aramak gerekir. Nedenleri ne olursa olsun, Marksizm'in takipçilerinin “Ne yapılmalı?” sorusuna verdikleri kestirme cevap ve pratiklerle gelinen yer ortada: İktidar güdümlü pratikler yüzünden ikna ediciliğini büyük oranda yitirmiş bir sol! Artık “Ne yapılmamalı?”nın uzun ve dolambaçlı yolunda, kendini bugünde somutlaştıran bir sosyalist hayat tarzının ilkelerini tartışmayı denemek zamanı geldi: Bu da mümkün!..Günümüz (dünün ya da yarının değil!) muhalifinin, “bir başka hayat tarzı”nı inşa ettiği oranda düzen dışına çıkabileceğini ve gerçekten devrimcileşebileceğini, böylece yeryüzünde anlamlı bir yer edinebileceğini; iktidar arzusu ile etik tavır arasındaki gerilimi her hissedişinde, kendini “ille de iktidar” tutkusuna kaptırmadan, etikten (ve gerekirse yenilgiden) yana saf tutma bilgeliğiyle var olabileceğini düşünenler için...

      Dizi No
      :
      109
      Yayın No
      :
      199
      Çevirmen
      :
      Osman Akınhay
      Orijinal Adı
      :
      Marxizm and Morality
      Stok Kodu
      :
      978-975-539-183-0
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
sultanbeyli escort sancaktepe escort izmir escort
Kapat