Kuyucaklı Yusuf

Kuyucaklı Yusuf

Sabahattin Ali ISBN: 978-605-314-351-2
1.Baskı - 2019

Sabahattin Ali’nin başyapıtı kabul edilen "Kuyucaklı Yusuf" romanında, ailesi eşkıyalar tarafından vahşice katledilmiş kimsesiz bir çocuğun hikâyesi anlatılır.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
8,33 TL
11,11 TL

Kitap Hakkında

Yusuf bir oraya, bir de önündeki toprak yığınına baktı. Dişlerini ve yumruklarını sıktı, dudaklarını ısırdı; buna rağmen gözlerinden yanaklarına doğru iri damlalar yuvarlanmaya başladı. Bu yaşlar bütün manzarayı örtüvermişlerdi. Kollarının yeni ile gözlerini sildi. Hayvanına atladı. Bir kere daha dönüp geriye baktıktan ve ömrünün en korkunç senelerinin geçtiği bu kasabaya yumruğunu uzatıp tehdit eder gibi salladıktan sonra, atını ileriye, dağlara doğru sürdü.
 
Sabahattin Ali’nin başyapıtı kabul edilen Kuyucaklı Yusuf romanında, ailesi eşkıyalar tarafından vahşice katledilmiş kimsesiz bir çocuğun hikâyesi anlatılır. Katliamı soruşturmak için köye gelen kaymakam Salâhattin Bey’in evlat edindiği Yusuf’u çocukluğundan delikanlılık çağına kadar izleyen hikâye, babasının ölümü ertesinde gelişen ve genç adamı isyana sürükleyen dramatik süreci, dokularına kadar resmedilmiş capcanlı bir kasaba manzarası eşliğinde adım adım işler. Yoksullaşan ailenin içine düştüğü çaresizliği istismar eden nüfuzlu kişilerin şahsında cisimleşen “kötülük” ile imkânsız bir aşkın hayat karşısındaki saf, tedirgin, gerilimli ikircimini simgeleyen “erdem” geniş bir failler ve tanıklar silsilesi önünde karşı karşıya gelir. Kahramanın kaderi baştan yazılmıştır; bayağılık ile erdemin, güçlü ile güçsüzün çatışmasında güçlünün zaferi kaçınılmazdır. Bu yazgıyı değiştirecek yegâne eylemse güçsüzün isyanıdır. Yusuf da yazgısını isyan ederek değiştirecektir.
Kasabadaki insanın yalnızlığını ve çaresizliğini romantik üslupçuluğun ve kaba betimleyiciliğin tuzağına düşmeden, maddi ve sınıfsal arka planlarıyla derinlikli bir psikolojik çözümlemenin konusu haline getiren Kuyucaklı Yusuf, bu özelliğiyle çağdaşı anlatılardan kesin çizgilerle ayrılır.
Yazarının trajik kişisel yazgısıyla ilgili köklü ipuçları da barındıran devasa bir gerçekçi fresk, kendisinden sonraki edebiyatın yol haritasının biçimlenişinde derin izler bırakmış görkemli bir öncü roman... 

Künye

Yazar Hakkında

Sabahattin Ali

25 Şubat 1907’de Bulgaristan’da, Gümülcine Sancağına bağlı Eğridere ilçesinde doğdu. 1921 yılında Edremit İptidaî Mektebi’ni bitirdi. 1922 yılında Balıkesir Öğretmen Okulu’na girdi. İlk şiirleri dönemin edebiyat dergileri Çağlayan ve Servet-i Fünun’da yayımlandı. 1927 yılında İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’na geçti, son sınıfı burada okudu ve ardından Yozgat Cumhuriyet İlkokulu’na atandı. 

1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’nca açılan bir sınavı kazanarak dil öğrenmesi için Almanya’ya gönderildi. Ölümünden sonra Asım Bezirci tarafından derlenerek yayımlanacak bazı şiirlerini Berlin’deyken yazdı. Dünya edebiyatının önemli yazarlarının ve sosyalist düşünürlerin yapıtlarıyla tanıştı. Dört yıllık öğrenim sürecini tamamlayamadan ikinci yılın sonunda, 1930’da Türkiye’ye döndü. 

Almanca yeterlilik sınavını vererek Aydın Ortaokulu Almanca öğretmenliğine atandı. 1931 yılında bir ihbar sonucu, yıkıcı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Aydın’da üç ay tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.

1931-1932 yılları arasında Konya’da, Konya Ortaokulu Almanca öğretmeni olarak görev yaptı. “Dağlar”, “Karayazı” ve “Unutamadım” adlı şiirleri ve “Bir Skandal” adlı hikâyelerini yazdı. Kuyucaklı Yusuf’un ilk bölümü burada, Yeni Anadolu adlı yerel gazetede tefrika edildi. Gazete sahibiyle düşülen anlaşmazlığa bağlı bir ihbar sonucu, devlet büyüklerini küçük düşüren bir şiir yazıp okuduğu gerekçesiyle tutuklandı. Cezasının bir kısmını Konya, bir kısmını Sinop Cezaevlerinde geçirdi. “Gurbet Hapishanesi” ve “Hapishane Şarkısı” adlı şiirlerini Sinop Cezaevi’nde kaleme aldı. 29 Ekim 1933’de, Cumhuriyetin onuncu yıldönümünde çıkarılan Af Kanunu sonucunda tahliye edildi.

1934 yılında ilk şiir kitabı Dağlar ve Rüzgâr’ı yayımladı. Aynı yıl MEB Talim ve Terbiye Dairesi mümeyyizliğine atandı. Halk şiirinden esintiler taşıyan bu ilk kitabı 1935 yılında Değirmen ve 1936 yılında Kağnı adlı öykü kitapları izledi. Aynı yıl, Max Memmerich’ten Tarihte Garip Vakalar’ı çevirdi.

1937’de edebiyatımızda çığır açan başyapıtı Kuyucaklı Yusuf romanı ve Ses adlı öykü kitabı yayımlandı. 

1938 yılı sonlarında önce Musiki Muallim Mektebi’ne, ardından da Devlet Konservatuarı’na atandı. Bir taraftan Carl Ebert gibi Nazi zulmünden kaçan tiyatro yönetmenleriyle çalışırken diğer taraftan da ülke içindeki Nazi hayranı ırkçı milliyetçilerle kavgaya tutuştu. 1940 yılında, ideolojik içerikli bu kavgadan izler de barındıran İçimizdeki Şeytan romanını yayımladı. Yapıt, Turancıların büyük tepkisiyle karşılandı ve doğrudan yazarı hedef alan kampanyalara konu oldu. 1941’de Sofokles’ten Antigone, 1942’de G.E. Lessing’ten Minna Von Barnhelm çevirilerini yayımladı. 

1943 yılı, üretken yazar için verimli bir yıldı: Kürk Mantolu Madonna adlı romanı ve Yeni Dünya adlı öykü kitabının yanında H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann’dan Üç Romantik Hikâye, Ignazio Silone’den Fontamara adlı çevirileri yayımlandı. 

1944’de C.F. Hebbel’den Gyges ve Yüzüğü, Puşkin’den (Erol Güney’le) Yüzbaşının Kızı adlı kitapları çevirdi. 

2. Dünya Savaşı’nın bitimiyle ortaya çıkan kutuplaşmada siyasal safını daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi olarak belirleyen Sabahattin Ali, 1945 yılı Aralık ayında Cami Baykurt’la birlikte Yeni Dünya adlı bir gazete çıkardı. Dönemin iktidarı tarafından desteklenen ve tarihe “Tan Matbaası Baskını” olarak geçen 4 Aralık olayları sırasında saldırıya uğrayan ilerici-solcu yayın ve kitabevleri arasında Yeni Dünya da vardı.

Memleket için bir şeyler yapma sorumluluğu onu Aziz Nesin’le birlikte Markopaşa adlı bir politik mizah gazetesi çıkarmaya yöneltti. 1946 yılı Kasım ayında ilk sayısı çıkan gazete kısa zamanda okuyucularının her sayısını merakla beklediği bir muhalefet odağı haline geldi. Gazetede yer alan yazılardan biri hakkındaki davanın kesinleşmesi üzerine üç ay mahpus yattı.

1947 yılı sonlarına doğru, içinde 1943 sonrası yazdığı hikâyelerin ve toplumsal yergi içerikli masallarının yer aldığı Sırça Köşk adlı kitabını yayımladı. Kitap, yayımlandıktan bir süre sonra Bakanlar Kurulu kararıyla toplatıldı.

Ardı arkası kesilmeyen davalar, takip koşulları altında hayatını sürdürme zorluğu ve tekrar tutuklanma tehdidi yazarı yurtdışına çıkma kararı almaya itti. Pasaport talebinin reddedilmesi üzerine kaçak yollardan Bulgaristan’a geçmek isterken 1948’de Nisan ayının ilk günlerinde öldürüldü. Cesedi 16 Haziran günü, Kırklareli’ne bağlı Sazara köyü yakınlarında bir çoban tarafından bulundu.

Ölümüyle ilgili sır perdesi aradan geçen yetmiş yıla rağmen aydınlatılamadı. Kitapları uzun yıllar yayımlanmadı. 

1965 yılında Varlık, sonrasında Bilgi, Cem ve Yapı Kredi Yayınları tarafından kitapları yeniden yayımlanan Sabahattin Ali’yle ilgili çok sayıda değerlendirme, inceleme, araştırma ve anı kaleme alındı ve yayımlandı. Şiirleri farklı sanatçılar tarafından bestelendi, bazı öyküleri filme alındı ve eserleri gerek yurtiçinde gerek yurtdışında akademik araştırmalara konu oldu. 


Sabahattin Ali

Tüm Sabahattin Ali kitaplarını görmek için tıklayın.