Küçük Değişimler

Küçük Değişimler

Marge Piercy Çeviri: İrem Sağlamer
ISBN: 978-975-539-157-1
1.Baskı - 1988

Küçük Değişimler arka planda Amerika’nın 68’ini canlandırırken, bir yandan da bambaşka çevrelerden gelen, önlerinde bambaşka hedeflerle yetişkin yaşamına başlayan iki kadının, Beth ile Miriam’ın hikâyesini anlatıyor bize.

 
Tükendi

Kitap Hakkında

Altmışlarda dünya, bir “büyük değişim” düşüne uyanmıştı. Bu değişimin ufkunda büyük ve soylu kavramlar bekliyordu insanı: Barış, kardeşlik, eşitlik gibi. Bu kavramlar ufuktan hiçbir zaman
kaybolmadı. Ama birçok kadının dünyasında daha çetin bir
mücadelenin konusu olan, daha derinden etki eden ve daha devrimci sonuçlar getiren asıl dönüşüm, küçük değişimler olmuştu. Belki bir büyük değişim düşünün ufuktan asla yitirilmemesini sağlayan da, yine bu küçük değişimlerdi.
Kapitalizmi, cinsiyetçiliği, militarizmi sorguladığı yapıtlarıyla tanınan Marge Piercy, Türkçede yine Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Zamanın Kıyısındaki Kadın adlı bilim-kurgu romanında
cinsiyetçilikten arınmış, doğayla barışık bir ütopya yaratırken, bu ütopyada anlatılan yaşamın ruhuna uygun yepyeni bir dil kurmayı da başarmıştı. Küçük Değişimler’de ise arka planda Amerika’nın 68’ini canlandırırken, bir yandan da bambaşka çevrelerden gelen, önlerinde bambaşka hedeflerle yetişkin yaşamına başlayan iki kadının, Beth ile Miriam’ın hikâyesini anlatıyor bize. Ufak tefek, çekingen Beth, liseden sonra hayatının aşkıyla evlenerek “muradına erer”; gösterişli ve atak, zekâsıyla erkekleri korkutan Miriam ise eğitime devam edip kariyer yapacak, “kendi ayakları üzerinde” durmayı öğrenecektir.
Oysa her ikisi de aynı değerlerle yoğrulmuştur. İkisi de aşk bekler, ikisi de aşkın kendisini sarmalamasını, yaşamını doldurmasını ve kalıcı olmasını ister. Romanda, hayat boyu yaşanacak bütün kadınlık durumlarının bir panoraması gözler önüne serilirken, hâkim olan tema hep kadının, erkekten aşkı kazanmak için verdiği
mücadeledir -kız çocuğun babasından, genç kızın sevgilisinden, karının kocasından. Kadın ile erkek arasında asla başka bir hikâye yoktur. Ve hedefi kariyer yapmak olan Miriam, tam anlamıyla “faka basıp” ikili iktidar ilişkileri içine hapsolurken, mutlu yuva düşleriyle yetişen Beth, bu ilişkilerin çemberini kırmayı hedefleyen alternatif bir komün yaşamında sevgiyi ve aşkı yakalamaya çalışır. Romanın sonunda ise önceden tanımadığımız üçüncü bir kahraman, Helen çıkar sahneye. Ama hepimiz, onun hikâyesini zaten bilmekteyizdir.
Büyük değişimde inat edenlere, küçük değişimlerin istediği yürekliliği gösterebilenlere ve artık başka bir hikâye arayanlara...

Künye

Yazar Hakkında

Marge Piercy

Amerikalı şair ve yazar Marge Piercy Yahudi bir anne ve Galli bir babanın kızı olarak 1936’da, Detroit’in işçi sınıfı mahallelerinden birinde doğdu. Burslu öğrenci olarak Michigan Üniversitesi’ne devam ettikten sonra Chicago’daki Nortwestern Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Kendisi gibi yazar olan kocası Ira Wood’la birlikte Wellfeet’te oturmaktadır. Piercy okul yıllarında radikal bir gençlik örgütü olan Demokratik Öğrenci Derneği’ne katılarak başladığı aktif siyasal yaşamını daha sonra Kadın Hareketi, Yeni Sol ve silahsızlanma hareketlerinde de yer alarak sürdürdü.

Piercy daha çok, kişisel potansiyellerini gerçekleştirmek için kendilerini sınırlayan toplumsal rollerden kaçmaya uğraşan bireyler üzerinde odaklanan yapıtlar yazmış önde gelen feminist yazarlardan biridir. Gündelik konuşma diline yaslanan ve polemik bir içerik taşıyan şiirlerinde zengin bir imge dağarcığı kullanarak cinsiyetçilik, kapitalizm ve doğa kirliliğini şiddetle eleştirir. Piercy’nin yine bu kaygıları içeren romanları Amerikan toplumunun bir kenara iterek marjinalliğe mahkûm ettiği lezbiyenler, işçi sınıfı kökenli Yahudiler, Latin Amerika ve Afrika kökenli göçmenler gibi çeşitli azınlıklardan bireyler üzerinde yoğunlaşır. Piercy’nin sefaleti betimleme biçimi genellikle acımasız denecek ölçüde gerçekçidir; ama yine de yapıtlarında siyasal eylemlerle ifade edilen kolektif iradenin gücüne iyimser bir gözle bakar.

Piercy’nin ilk şiir kitapları gibi ilk romanları da açıkça siyasal bir içerik taşır; bu romanların karakterleri genellikle ırkçılık, cinsiyetçilik ve militarizme kurban düşmüş kişilerdir. Bilimkurgu alanındaki ilk denemesi olan Dance the Eagle to Sleep (1971; Kartalı Dansla Uyut) bir anti-ütopyadır. Bir feminist roman denemesi olan Small Changes’de (1973; Küçük Değişimler, Çev. İrem Sağlamer, Ayrıntı Yay., 1988) iki kadın evliliğe ve çekirdek ailedeki erkek egemenliğine karşı çıkarlar.

Piercy’nin en beğenilen romanı olan Zamanın Kıyısındaki Kadın, birçok üniversitede yeni kurulan Kadın konulu kürsülerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Yazarın en çok otobiyografik öğeler içeren Braided Lives (1982; Örülmüş Hayatlar) adlı romanında kahramanın yazar olma mücadelesi anlatılır.

DİĞER YAPITLARI: Going Down Fast (1969; Hızlı İniş), The High Cost of Living (1978; Yaşam Pahası), Vida (1980), Fly Away Home (1984; Yuvadan Uçmak), Gone to Soldiers (1987; Askere Gidiş) ve Summer People (1989; Yaz İnsanları) yazarın diğer romanlarıdır. Şiirlerini topladığı birçok kitabından yapılan bir seçme Circles on The Water (1982; Sudaki Halkalar) başlığı altında yayımlanmıştır.