İçimizdeki Şeytan

İçimizdeki Şeytan

Sabahattin Ali ISBN: 978-605-314-415-1
1.Baskı - 2019

"İçimizdeki Şeytan", gerek tartışma konusu yaptığı sorunların güncelliği, gerek kötülüğün kaynağına işaret eden psikolojik çözümlemeleri ve gerek canlı karakter tasvirleriyle günümüze de iz düşüren benzersiz bir roman.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
9,00 TL
12,00 TL

Kitap Hakkında

Eyvah... O beni kurtarıp temizleyecek derken galiba ben onu kendi ruhumun korkunç dünyasına çekeceğim... Fakat... Fakat benim ne kabahatim var? Ben hangi fena maksadın kurbanıyım sanki? Hiç... Bir kere parasızlığın büsbütün tesirsiz olduğunu nasıl söylerim... Her şeyin başlangıcı o... Sonra içimdeki bu melun şeytan... Her şeyi imkânsızlığı nispetinde bana cazip gösteren, beni olmayacak şeylerin hasretiyle kavuran bu korkunç his...

Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan romanında öncelikle hüzünlü bir gençlik aşkı hikâyesi anlatılır. Söylediği ile yaptığı arasında bir türlü denge kuramayan ve “içindeki şeytan”ın etkisinde kalarak gelgitler yaşayan Ömer’le konservatuar öğrencisi Macide’nin aşkı, dönem gençliğinin umutları, beklentileri ve siyasi eğilimleriyle birlikte resmedilir. Sahnenin arka planında devletin imkânları ile üniversite çevrelerinde ve yüksek mevkilerde konuşlanmış, aralarında profesörlerin, yazarların, şairlerin bulunduğu güç sahibi insanlar yer alır. Güçlü Turancılık eleştirisi nedeniyle Türkçü çevrelerin tepkilerini üzerine çeken roman, mevki ve zenginlik peşinde koşan aydınlara yönelik vurguları nedeniyle de aydın kamuoyunda tartışmalara yol açar. “İçimizdeki şeytan”ın acizlikten, tembellikten, bilgisizlikten ve daha da önemlisi “hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı”ndan beslendiğine işaret eden Sabahattin Ali, diğer eserlerinde olduğu gibi İçimizdeki Şeytan romanında da bizi görmek istemediğimiz yanlarımızla yüzleştirir. Hayatın içinde filizlenip gelişen kötülüğü, bu kötülüğün sıradanlaşan dinamiklerini gösterir. İçimizdeki Şeytan, gerek tartışma konusu yaptığı sorunların güncelliği, gerek kötülüğün kaynağına işaret eden psikolojik çözümlemeleri ve gerek canlı karakter tasvirleriyle günümüze de iz düşüren benzersiz bir roman.

Künye

Yazar Hakkında

Sabahattin Ali

25 Şubat 1907’de Bulgaristan’da, Gümülcine Sancağına bağlı Eğridere ilçesinde doğdu. 1921 yılında Edremit İptidaî Mektebi’ni bitirdi. 1922 yılında Balıkesir Öğretmen Okulu’na girdi. İlk şiirleri dönemin edebiyat dergileri Çağlayan ve Servet-i Fünun’da yayımlandı. 1927 yılında İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’na geçti, son sınıfı burada okudu ve ardından Yozgat Cumhuriyet İlkokulu’na atandı. 

1928’de Milli Eğitim Bakanlığı’nca açılan bir sınavı kazanarak dil öğrenmesi için Almanya’ya gönderildi. Ölümünden sonra Asım Bezirci tarafından derlenerek yayımlanacak bazı şiirlerini Berlin’deyken yazdı. Dünya edebiyatının önemli yazarlarının ve sosyalist düşünürlerin yapıtlarıyla tanıştı. Dört yıllık öğrenim sürecini tamamlayamadan ikinci yılın sonunda, 1930’da Türkiye’ye döndü. 

Almanca yeterlilik sınavını vererek Aydın Ortaokulu Almanca öğretmenliğine atandı. 1931 yılında bir ihbar sonucu, yıkıcı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Aydın’da üç ay tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.

1931-1932 yılları arasında Konya’da, Konya Ortaokulu Almanca öğretmeni olarak görev yaptı. “Dağlar”, “Karayazı” ve “Unutamadım” adlı şiirleri ve “Bir Skandal” adlı hikâyelerini yazdı. Kuyucaklı Yusuf’un ilk bölümü burada, Yeni Anadolu adlı yerel gazetede tefrika edildi. Gazete sahibiyle düşülen anlaşmazlığa bağlı bir ihbar sonucu, devlet büyüklerini küçük düşüren bir şiir yazıp okuduğu gerekçesiyle tutuklandı. Cezasının bir kısmını Konya, bir kısmını Sinop Cezaevlerinde geçirdi. “Gurbet Hapishanesi” ve “Hapishane Şarkısı” adlı şiirlerini Sinop Cezaevi’nde kaleme aldı. 29 Ekim 1933’de, Cumhuriyetin onuncu yıldönümünde çıkarılan Af Kanunu sonucunda tahliye edildi.

1934 yılında ilk şiir kitabı Dağlar ve Rüzgâr’ı yayımladı. Aynı yıl MEB Talim ve Terbiye Dairesi mümeyyizliğine atandı. Halk şiirinden esintiler taşıyan bu ilk kitabı 1935 yılında Değirmen ve 1936 yılında Kağnı adlı öykü kitapları izledi. Aynı yıl, Max Memmerich’ten Tarihte Garip Vakalar’ı çevirdi.

1937’de edebiyatımızda çığır açan başyapıtı Kuyucaklı Yusuf romanı ve Ses adlı öykü kitabı yayımlandı. 

1938 yılı sonlarında önce Musiki Muallim Mektebi’ne, ardından da Devlet Konservatuarı’na atandı. Bir taraftan Carl Ebert gibi Nazi zulmünden kaçan tiyatro yönetmenleriyle çalışırken diğer taraftan da ülke içindeki Nazi hayranı ırkçı milliyetçilerle kavgaya tutuştu. 1940 yılında, ideolojik içerikli bu kavgadan izler de barındıran İçimizdeki Şeytan romanını yayımladı. Yapıt, Turancıların büyük tepkisiyle karşılandı ve doğrudan yazarı hedef alan kampanyalara konu oldu. 1941’de Sofokles’ten Antigone, 1942’de G.E. Lessing’ten Minna Von Barnhelm çevirilerini yayımladı. 

1943 yılı, üretken yazar için verimli bir yıldı: Kürk Mantolu Madonna adlı romanı ve Yeni Dünya adlı öykü kitabının yanında H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann’dan Üç Romantik Hikâye, Ignazio Silone’den Fontamara adlı çevirileri yayımlandı. 

1944’de C.F. Hebbel’den Gyges ve Yüzüğü, Puşkin’den (Erol Güney’le) Yüzbaşının Kızı adlı kitapları çevirdi.

2. Dünya Savaşı’nın bitimiyle ortaya çıkan kutuplaşmada siyasal safını daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi olarak belirleyen Sabahattin Ali, 1945 yılı Aralık ayında Cami Baykurt’la birlikte Yeni Dünya adlı bir gazete çıkardı. Dönemin iktidarı tarafından desteklenen ve tarihe “Tan Matbaası Baskını” olarak geçen 4 Aralık olayları sırasında saldırıya uğrayan ilerici-solcu yayın ve kitabevleri arasında Yeni Dünya da vardı.

Memleket için bir şeyler yapma sorumluluğu onu Aziz Nesin’le birlikte Markopaşa adlı bir politik mizah gazetesi çıkarmaya yöneltti. 1946 yılı Kasım ayında ilk sayısı çıkan gazete kısa zamanda okuyucularının her sayısını merakla beklediği bir muhalefet odağı haline geldi. Gazetede yer alan yazılardan biri hakkındaki davanın kesinleşmesi üzerine üç ay mahpus yattı.

1947 yılı sonlarına doğru, içinde 1943 sonrası yazdığı hikâyelerin ve toplumsal yergi içerikli masallarının yer aldığı Sırça Köşk adlı kitabını yayımladı. Kitap, yayımlandıktan bir süre sonra Bakanlar Kurulu kararıyla toplatıldı.

Ardı arkası kesilmeyen davalar, takip koşulları altında hayatını sürdürme zorluğu ve tekrar tutuklanma tehdidi yazarı yurtdışına çıkma kararı almaya itti. Pasaport talebinin reddedilmesi üzerine kaçak yollardan Bulgaristan’a geçmek isterken 1948’de Nisan ayının ilk günlerinde öldürüldü. Cesedi 16 Haziran günü, Kırklareli’ne bağlı Sazara köyü yakınlarında bir çoban tarafından bulundu.

Ölümüyle ilgili sır perdesi aradan geçen yetmiş yıla rağmen aydınlatılamadı. Kitapları uzun yıllar yayımlanmadı. 

1965 yılında Varlık, sonrasında Bilgi, Cem ve Yapı Kredi Yayınları tarafından kitapları yeniden yayımlanan Sabahattin Ali’yle ilgili çok sayıda değerlendirme, inceleme, araştırma ve anı kaleme alındı ve yayımlandı. Şiirleri farklı sanatçılar tarafından bestelendi, bazı öyküleri filme alındı ve eserleri gerek yurtiçinde gerek yurtdışında akademik araştırmalara konu oldu.