Gündoğumuna Yolculuk

Gündoğumuna Yolculuk

Julian Barnes Çeviri: Didem Atay
ISBN: 978-975-539-495-4
1.Baskı - 2006

Mutsuz evliliğini yıllarca yürüttükten sonra kocasını terk eden Jean, yüz yaşına geldiğinde, hayata dair soruları yanıtlamaya başlar.

 
13,50 TL
18,00 TL

Kitap Hakkında

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir savaş uçağının içinde başlayan bir öykü Gündoğumuna Yolculuk. Saniyelerle sayılabilecek bir aralıkla gündoğumunu iki kez görebilen bir pilotun, Prosser’ın rehberliğinde çıkılan bir yolculuk bu. Roman, aynı zamanda kahramanı Jean’in çocukluğundan yaşlılığına kadar hayatının izini sürüyor. Jean ömrü boyunca gerçeklerin peşine düşüyor ve sonunda aradığı yanıtları buluyor. Biz de onun çocukluktan ergenliğe geçişine, ardından kendi çocuğunu yetiştirişine tanıklık ediyoruz. Arka planda İkinci Dünya Savaşı’nı yaşayan, sonrasında kendine gelmeye çalışan, yirmi birinci yüzyılda bilgisayarlarla insanların birebir iletişim kurmaya başladığı bir ülkenin, İngiltere’nin gelişimini de gözleme fırsatı buluyoruz. Bir zamanların üzerinde güneş batmayan imparatorluğunda çok katmanlı ve uzun soluklu bir yolculuğa tanık oluyoruz.Julian Barnes az sayıda karakterin uzun bir zaman dilimine yayılmış öykülerini iç içe anlatırken, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi belki biraz daha netleştirmeye, yaşamın anlamını çözme sürecini ortaya dökmeye çalışıyor. Bunu da kimi zaman Hurricaneler, kimi zaman da günümüz internetini andıran sistemler aracılığıyla yapıyor. Kullandığı araçlar ne olursa olsun, Barnes’ın hayal gücü okuru kavrıyor, fark ettirmeden etkisi altına alıyor. Romanın ana karakteri Jean masumiyetini ve sevilesi özelliklerini yitirmeden olgun bir kadın olduğunda, mantığın ötesinde bir bilgeliğe erer. Mutsuz bir evliliği yıllarca yürüttükten, bir de çocuk sahibi olduktan sonra kocasını terk eden Jean, yüz yaşına geldiğinde, ölümle, dinle, intiharla ilgili temel sorulara memnuniyet verici olmasa da, kesin yanıtlar verebilecek durumdadır artık. Gizemli evrenin karşısında duyduğu huşudan ise hiçbir şey eksilmemiştir… “Julian Barnes geleneksel zaman ve tür kalıplarını kırarken, düşüncelerden ve dilden karakterler yaratırken, gözlerini yalnızca gündoğumuna değil, okurun zekâsına da dikerken, onun evrensel İngiliz sesini Meksika’dan selamlamaktan memnuniyet duyuyorum.”   Carlos Fuentes, New York Times

Künye

Yazar Hakkında

Julian Barnes

Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen adlarından olan Julian Barnes, 1946’da Leicester’da doğdu. Oxford Üniversitesi, Magdalen College’da okudu. The Oxford English Dictionary’de sözlükbilimci; daha sonraları ise The New Statesman ve The Sunday Times’ta gazeteci olarak çalıştı. Kitap eleştirileri ve takma adla polisiye romanlar kaleme aldı. 1982’den 1986’ya değin The Observer’da televizyon eleştirmenliği yaptı.

İlk romanı Metroland [1980; Metroland, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2005] 1981’de Somerset Maugham Ödülü’nü kazandı ve bunu 1982’de yayımlanan Before She Met Me [1986; Benimle Tanışmadan Önce, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2000] adlı romanı izledi. Asıl üne kavuşmasını sağlayan yapıtı ise, 1984’te yayımlanan romanı Flaubert’s Parrot [Flaubert’in Papağanı, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2001] oldu; bu yapıtıyla Geoffrey Faber Memorial Ödülü’nü kazandı ve ayrıca Fransa’da Medicis Ödülü’nü kazanan ilk İngiliz olarak daha büyük okur kitlelerine ulaştı. 1986’da Staring at the Sun [Gündoğumuna Yolculuk, Çev. Didem Atay, Ayrıntı Yayınları, 2006] ve 1989’da ise, edebiyat alanındaki yenilikçiliğinin ve geniş hayal gücünün somut bir kanıtı olan ve birçok eleştirmence çarpıcı ve çizgidışı bir yapıt olarak değerlendirilen A History Of The World In 101/2 [101/2 Bölümde Dünya Tarihi, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 1999] yayımlandı. Bunları 1992’de yayımlanan Talking It Over [Seni Sevmiyorum, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2000] ve 1993 tarihli, politik hiciv romanı The Porcupine [Oklukirpi] izledi. 1995’te, The New Yorker dergisi için yazdığı ve İngiliz kültür ve siyaset yaşamı üzerine kaleme aldığı makalelerden oluşan Letters from London gün ışığına çıktı. 1996 yılının Ocak ayında, 50. yaş gününün arifesinde, içinde daha önce çeşitli dergilerde yayımlanmış hikâyelerinin de bulunduğu ilk hikâye kitabı Manş Ötesi [Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 1999] okurla buluştu. Ve 1998 Eylül’ünde, England, England [İngiltere İngiltere’ye Karşı, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2003] kitapçı raflarında boy gösterdi. Seni Sevmiyorum’un devamı olarak da okunabilecek olan romanı Love, etc. [Aşk, Vesaire, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2002] Temmuz 2000’de, denemelerinin toplandığı Something to Declare [Bir Çift Söz, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2004] 2001’de, The Man Booker ödülüne aday gösterilen Arthur & George [Arthur ve George, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2010] ise 2005’te yayımlandı. 2008’de otobiyografik bir deneme olarak görülebilecek Nothing to be Feared [Korkulacak Bir Şey Yok, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, 2011] gün ışığına çıktı. Julian Barnes 2011 yılında The Sense of an Ending [Bir Son Duygusu, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yay., 2013.] adlı roman ve Pulse [Nabız, Çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yay., 2012] adlı hikâye kitabını çıkardı.

Julian Barnes, ilk bakışta biraz farklı gibi gözüken ama daha dikkatle incelenince tümü de ortak bir yazarlık özelliğinin harcıyla karılmış yapıtlar vermiş olan bir yazardır. Onun yazarlık üslubu, hemen hemen bütün yapıtlarında, fazlasıyla kendine özgü bir kimlikle, hem matrak hem de trajik ve insani olana alabildiğine açık ve salt “negatif” olanla yetinmeyen çok yönlü bir “ironi” unsuruyla belirginleşir. Böylelikle; burjuva-bohem yaşam değerlerindeki karşıtlığın irdelendiği bir gençlik ve “oluşum” romanı olan Metroland’den, onun daha çok mercekli ve fanteziye daha yakın bir izdüşümü sayılabilecek Seni Sevmiyorum adlı değişik aşk romanına; politik bir hiciv novellası olan Oklukirpi’den, saplantılı bir kıskançlık öyküsünün anlatıldığı Benimle Tanışmadan Önce adlı romana; dinsel efsanelerdeki ikirciklik, Tarih’in ve Aşk’ın insan yaşamındaki yeri, Sanat’ın anlamı ve önemi ve bunlarla iç içe ve koşut olarak öykülenen deniz kazaları, terörizm ve nükleer felaket gibi güncel dünya sorunlarının işlendiği alegorik bir roman olan 10/2 Bölümde Dünya Tarihi’nden, yaşam-sanat etkileşimi ve otantik yaşam sorunsalının işlendiği deneme romanı Flaubert’in Papağanı’na kadar Barnes’ın bütün yapıtları bu çok yönlü ironi faktörünün izlerini taşır.

Yapıtları yirmi beşin üzerinde dünya diline çevrilmiş olan Julian Barnes, ayrıca E.M. Forster Ödülü (1986), Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi Ödülü (1988), Hamburg FVS Vakfı Shakespeare Ödülü ve nihayet The Man Booker gibi birçok ödüle de sahiptir.

Ayrıntı Yayınları, Julian Barnes’ın tüm yapıtlarını yayın programına almıştır.