Gökyüzü Mavi Siyah

Gökyüzü Mavi Siyah

John Berger Çeviri: Cevat Çapan
ISBN: 978-605-314-142-6
1.Baskı - 2016

Kaynak dil dışında ilk kez Türkçede yayımlanan Gökyüzü Mavi Siyah, çağdaşımız Berger’a doksanıncı yaş gününde ülkemizden, Türkçeden bir armağan.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
13,50 TL
18,00 TL

Kitap Hakkında

Ülkemizde geniş bir okur kitlesinin takip ettiği İngiliz yazar John Berger’ın az bilinen yönü, edebiyata şiirle başlamış olmasıdır. Yaşamı boyunca bu tutkuya sadık kalmış olan yazarın Gökyüzü Mavi Siyah başlığı altında bir araya getirilen şiirleri, aynı zamanda Berger anlatısındaki şiirsel mucizenin kaynaklarını da açıklığa kavuşturuyor. Berger roman, deneme, senaryo vb türlerde yazdıklarında olduğu gibi şiirlerinde de daha çok ezilenlerin, yenik düşenlerin, yerinden yurdundan sürgün edilmişlerin mücadeleye yazgılı yaşamlarına eğiliyor. Tarihin, mekânların, dostlukların ve aşkların; yaşamın parçalı bütünlüğü içinde doğal imgelerin parıltısıyla hikâye edildiği bu şiirler bizi “dünyanın acımasızlığı ve umursamazlığıyla baş edebilecek” en güçlü aracın dile dönmüş şiir olduğuna inanan bilge bir şairin yaşam güncesiyle baş başa bırakıyor. Kaynak dil dışında ilk kez Türkçede yayımlanan Gökyüzü Mavi Siyah, çağdaşımız Berger’a doksanıncı yaş gününde ülkemizden, Türkçeden bir armağan.

Künye

Yazar Hakkında

John Berger
Çağdaş sanat eleştirisinin en sıra dışı kalemlerinden olan John Berger 5 Kasım 1926’da, Londra’da doğdu. İlköğreniminden sonra St. Edward’s adlı özel bir okula gönderildi. Katı disipline uyum göstermediği bu okulu terk ederek Central School of Art’ta resim eğitimi aldı. Belfast’taki askerliği sırasında işçi sınıfına mensup çevrelerle bir araya gelişi yazarın yaşamında önemli bir dönüm noktası oldu. Yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra ressam ve eğitmen olarak çalışmaya başladı.
Düşünsel gelişiminde başlangıçta anarşist kaynaklardan yararlanan Berger, sonraları genç komünist arkadaşları vasıtasıyla Marksist öğretiyle tanıştı ve estetik görüşünün temellerini belirleyen kavramsal kaynaklara ulaştı. 1958’de yayımlanan A Painter of Our Time (Zamanımızın Bir Ressamı) romanı ve 1960’da yayımlanan sanat denemelerini içeren Permanent Red kitabı bu görüşün etkili ürünleri olarak sanat edebiyat çevrelerinde yankı buldu. Bu kitapları 1962’de Foot of Clive, 1964’te Corker’s Freedom romanları izledi.
1960’ların başında İsviçreli sinema yönetmeni Alain Tanner’in çağrısı üzerine Cenevre’ye gitti ve La Salamandre, Dünyanın Ortası ve 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus adlı filmlerinin senaryolarını kaleme aldı. Devamında Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı (1965), A Fortunate Man (Talihli Bir Adam, 1967), Art and Revolution (Sanat ve Devrim, 1969) kitapları yayımlandı.
1972’de G romanıyla “Booker” ödülünü kazandı. G birçok eleştiriyle birlikte, kısa sürede uluslararası edebiyat dünyasında modern roman türünün bir başyapıtı olarak karşılandı. Aynı yıl BBC’de yayına giren Ways of Seeing (Görme Biçimleri) adlı televizyon belgeseli de geniş ilgiye konu oldu ve benzersiz etkiler yarattı.
Berger 1975’te Avrupa’daki göçmen işçilerin sorunlarına eğilen kapsamlı araştırmasını, fotoğrafçı arkadaşı Jean Mohr’la birlikte hazırladığı Yedinci Adam kitabında yayımladı.
G’den sonra deneysel yenilikçi anlatımı bırakıp köylülerin yaşayışını yerinde görüp anlattığı daha geleneksel bir anlatıma yönelen Berger, Domuz Toprak, Bir Zamanlar Europa’da, Leylak ve Bayrak gibi romanlarını bu anlayışla kaleme aldı. Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü; Fotokopiler; Keeping A Rendevous; Kıymetini Bil Her Şeyin; Bento’nun Eskiz Defteri ve sık sık gene resim, heykel, fotoğraf, genel politika ve kültür konularını da içeren benzer deneme kitaplarıyla bilge bir anlatıcı olmayı sürdürdü.
Türkçeye kazandırılan çok sayıda yapıtı geniş okur çevrelerinin azalmayan ilgisine konu olan John Berger’ın az bilinen yönü, edebiyat sanatına birçok başka seçkin anlatıcının durumunda olduğu gibi aslında şiirle başlamış olması ve bu ilgiyi yıllar boyunca tutkuyla sürdürmesidir. Yazarın Gökyüzü Mavi Siyah başlığı altında bu kitapta bir araya getirilen şiirleri, tıpkı yukarıda andığımız birçok kitabında olduğu gibi yurtsuzluğa, sömürüye, ezilmişliğe karşı okuru bu durumdaki insanlarla özdeşleşmeye, onlarla dayanışma içinde olmaya çağırıyor.