Entelektüel

Entelektüel

Edward Said Çeviri: Tuncay Birkan
ISBN: 978-975-539-094-9
7.Baskı - 2017

Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, geleneğiyle arasına koyduğu mesafeyle tanımlıyor.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
7,50 TL
10,00 TL

Kitap Hakkında

Düşünceyle arası zaten hiçbir zaman hoş olmamış bu topraklarda, düşünceyi ve onu cisimleştiren entelektüeli “terörize ederek etkisizleştirmeyi amaçlayan”, doğrudan doğruya “vatan hainliği” ile damgalayacak kadar pervasızlaşan bir zihniyet iyice egemenliğini kurmuş durumda. Milliyetçi ve dinsel fanatizm kendisinden başkasına düşüncesini ifade bir yana, yaşama hakkı bile tanımıyor. Bu toprakları “sevme hakkı”nı kendi tekeline almak istiyor.Batı’nın İslam anlayışının ikiyüzlü önyargılarına karşı koymasıyla ünlendiği halde, Salman Rushdie’nin ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunarak gerçek bir entelektüel tavrı sergileyen Edward Said’in bu önemli kitabının Türkiye bağlamında son derece ayrıştırıcı bir yere oturduğunu düşünüyoruz. Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, ge-leneği ile arasına koyduğu mesafe ile tanımlıyor. “Artık kişinin evinde, kendini evinde hissetmemesi bir ahlâk meselesidir” diyen Adorno’yu yankılayarak entelektüeli metaforik bir sürgün, bir evsizlik konumuna yerleştiriyor.Sürgün içinde yaşadığı toplumun (ve hatta dünyanın) yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı olmayı içeren bir konum ona göre. Ama geçmişinin, dilinin, milliyetinin sunduğu ucuz kesinliklerin ötesine geçip evrensellik idealinde ısrar eden entelektüel, hep marjinal kalmayı bir yoksunluk olarak değil, bir özgürlük, bir keşif süreci olarak yaşar.Entelektüel, eskiden olduğu gibi, toplumda bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişidir. Profesyonelleşmenin baskısı giderek artarken, amatör kalıp kamusal alanda yoksullar, yok sayılanlar, güçsüzler adına kendi görüşünü ve tavrını temsil etmekte ısrar eden bireydir entelektüel.Hiçbir kahramana ve siyasi hiçbir tanrıya inanmaz.

Künye

Yazar Hakkında

Edward Said
Filistinli Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak 1935’te Kudüs’te doğan Said, Kudüs ve Kahire’de eğitim gördü. On beş yaşında ailesiyle birlikte ABD’ye göç etti. Princeton Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Harvard’da master ve doktorasını tamamladı. Columbia Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nün doktora programında dersler verdi. Yale, Harvard ve Johns Hopkins üniversitelerinde konuk profesör olarak görev yapan Said uzun yıllar sürgündeki Filistin Ulusal Konseyi’nin üyesi olarak kaldı. Batı’da Filistin’in kendi kaderini tayin hakkını savunan hareketin sözcülüğünü yaptı ve FKÖ’yü terörizmle özdeşleştiren Batı basınını yazdığı birçok makale ve kitapla eleştirdi. Filistin sorunuyla ilgili kitapları şunlardır: The Question of Palestine (1979) [Filistin Sorunu, Çev.: A. Alatlı, Pınar Yay., 1985], After The Last Sky: Palestinian Lives (1986); Jean Mohr’un fotoğraflarıyla birlikte), Blaming the Victims: Spurious Scholarship and the Palestinian Question (1988) ve The Politics of Dispossession: The Struggle for Palestinian Self-Determination 1969-1994.

Said edebiyat eleştirisi ve kuramı konusunda da önemli kitaplar yazmasına rağmen, daha çok Orientalism (1978) [Şarkiyatçılık, Çev. Berna Ülner, Metis Yay., 1999] kitabının yazarı olarak ünlendi. Said bu kitapta özcü bir anlayış olarak gördüğü Doğu-Batı karşıtlığına karşı çıkıyor, Foucault ve Gramsci’den yola çıkarak Doğu hakkında “bilgi” edinme sürecinin Doğu üzerinde “iktidar” kurma sürecine nasıl eklemlendiğini gösteriyor ve Oryantalizmin ipliğini pazara çıkarıyordu. İslam toplumlarının karmaşık tarihlerinin salt bazı metinlerin (Kuran gibi) yorumlanmasıyla kavranmaya çalışılmasının masum bir metodolojik hata olmadığını gösteriyordu. Daha sonra yazdığı Covering Islam (1981); [Haberlerin Ağında İslam, Çev. A. Alatlı, Pınar Yay., 1984] kitabında ise Batı medyasının İslam konusunda takındığı önyargılı ve ikiyüzlü bakışı örnekleriyle eleştirir. Culture and Imperialism’de (1994) [Kültür ve Emperyalizm, Çev. Necmiye Alpay, Hil Yay., 1998] bu kanal genişletilerek ağır bir emperyalizm eleştirisi yapılır.

Joseph Conrad and the Fiction of Autobiography (1966); Beginnings: Intention and Method (1975); Literature and Society (1980) ve The World, The Text and The Critic (1984) Said’in edebiyat eleştirisinin seçkin örneklerini verdiği yapıtlarıdır. Ayrıca çeşitli derlemelere de yazılarıyla katkıda bulunan Said’in çok önemli iki yazısı da Türkçe’ye çevrilmiştir: “Yeats ve Sömürgesizleşme”, Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Yazın içinde, der. S. Deane, çev.: Ş. Kaya, Kabalcı Yay., 1993 ve “Muhalifler, Okurlar, Taraftarlar ve Toplum”, çev.: E. Akın, Edebiyat Eleştiri 2/3.
DİĞER YAPITLARI: The Pen and the Sword (1994); Reflections on Exile (2000), Girl from the Golden Horn (2001); Freud and the Non-European (2003); Out of Place [Yersiz Yurtsuz, Çev.: Aylin Ülçer, İletişim Yay., 2003]

Auerbach, Spitzer ve Curtius’un temsil ettiği hümanist filoloji geleneği, İtalyan tarihçi Vico’nun, Gramsci’nin ve Lukacs’ın tarihselciliği, Foucault’nun “arkeolojisi”, Fanon’un antiemperyalizmi, Marx’ın radikalizmi, Jonathan Swift’in hırçın polemikçiliği ve Yeni Eleştiri Okulu’nun aykırı ismi R.P. Blackmur’un eleştirel keskinliği birleşerek Said’in tüm yapıtlarına damgasını vuran özgün ve gerilimli bir doku oluşturur. Said, sadece metin üzerinde odaklanan eleştiri anlayışlarını ve Derrida kökenli yapıçözümcülüğü, uzmanlaşmış profesyonel kültürün bu alandaki yansımaları, dinsel çağrışımları olan bir hermetizm olarak görüp reddeder. Laik ve dünyevi eleştiri adını verdiği bir anlayışı savunur. Ona göre metinler kendi içlerine kapalı birer mikrokozmos değil; toplumsal ve kültürel dünya, yani bu dünya içinde gerçekleşen ve ona müdahale eden olaylardır. Bu dünyanın somut güç ilişkilerini kaale almadan bir metni anlamak mümkün değildir. Said bu güç ilişkilerine karşı sol radikal bir tavır alır. Etkili bir sosyalist partinin veya hareketin olmadığı ABD’de kendine Marksist adını takanların politik değil; akademik bir bağlılık beyan ettiklerini, bunun net sonucunun da hiçbir etkisi olmayan bir marjinalliğe sürüklenmek olduğunu düşünür.

Amatör bir müzisyen olan ve 1986’dan beri The Nation dergisinde müzik hakkında düzenli olarak yazan Said’in bu konudaki yazıları, Musical Elaborations (1991) adlı kitabında toplanmıştır.
Edward W. Said, 25 Aralık 2003’te, 67 yaşında, New York’da öldü.