%25

Duygusal Yaşantı

Liste Fiyatı : 16,67TL
İndirimli Fiyat : 12,50TL
Kazancınız : 4,17TL
977-214-814-311-7
866
Duygusal Yaşantı
Duygusal Yaşantı
Ayrıntı Yayınları
12.50
Daha düne kadar duygular, insan yaşamının en az yapılandırılan veya öğrenilen, kamusal ve sosyo-kültürel çözümlemeye en az elverişli veçhesi olarak görülmüştür. Bu nedenle pek çok sosyolog ve antropolog, duyguların incelenmesini “psi” disiplinlerinin sahası olarak kabul ederek insan davranışlarını ve toplumsal ilişkileri, dolayısıyla da duygusal yaşantıyı biyolojik açıklamalara indirgemiştir. Bu bakış açısına göre duygular, bilimsel ve nesnel yaklaşımlarla uyuşmaz; irrasyoneldir; düşüncenin saflığına meydan okur. Hem ahir zaman felsefecilerine hem de Hıristiyanlığa ait metinlere göre tam bir serkeş olan beden ve duygular, şehevi kışkırtmalarla insanın dikkatini tinsel görevlerinden uzaklaştırır; isabetli yargının ve entelektüel faaliyetin önünde birer engeldir; uygarlaşmamış davranışın, bayağılığın ve alt tabakanın yandaşıdır; kitle kültürünün ve ucuz sanatın alanıdır; kişisel deneyim ve öznellik akademik kuramlaştırma ve epistemoloji için zararlı ve beyhudedir.

Başta modernist perspektife yönelik postmodern ve feminist eleştirel kuramlar ortaya koyanlarca olmak üzere son on-on beş yıl içinde duygusal tepkiler, insan değerlerinin ve etiğin önemli bir kaynağı, politik eylemin hakiki temeli olarak görülmeye başlanmıştır. İşte Lupton'un çabası bu noktada çok önemli bir boşluğu doldurur. Duygusal yaşantımızın söylem, bedenli duygular, hafıza, kişisel tarihimiz, başkaları ve nesnelerle karşılıklı etkileşimimiz sonucunda sürekli şekillendiğini belirten yazar bu yolda disiplinlerarası bir seyahate çıkarak antropoloji, sosyal tarih, kültürel çalışmalar, sosyoloji, cinsiyet araştırmaları ve eleştirel sosyal psikolojiye başvuruyor. Bu doğrultuda, “kendi” kavramının kurulması ve ifade edil-mesindeki önemi açısından dil ve söylem üzerinde özellikle duruyor. Özgün ampirik araştırma ile sosyal ve kültürel kuramcılığı Batı toplumlarındaki duygusal kendinin doğasını incelemek için birlikte kullanan Lupton'a göre duygular, insan toplumlarının ve toplumsal ilişkilerin sürdürülmesinin olmazsa olmaz unsurları ve sosyal ilişkilerle kültürel tanımlamaların ürünleridir.

Duyguların “kendimizi” duyuşumuzun ve öznelliğimizin biçimlenmesinde ne gibi roller üstlendiğini irdeleyen bu çalışma kendimizi tanımak; yaşamımızdaki olaylara, başkalarına, nesnelere ve yerlere neden çoğu kez belli şekillerde tepki gösterdiğimizi, tüm yaşamımızda neden belli davranış örüntülerini izlediğimizi anlayıp açıklamak yolunda hepimize değerli ipuçları sunmaktadır.

  • Açıklama
    • Daha düne kadar duygular, insan yaşamının en az yapılandırılan veya öğrenilen, kamusal ve sosyo-kültürel çözümlemeye en az elverişli veçhesi olarak görülmüştür. Bu nedenle pek çok sosyolog ve antropolog, duyguların incelenmesini “psi” disiplinlerinin sahası olarak kabul ederek insan davranışlarını ve toplumsal ilişkileri, dolayısıyla da duygusal yaşantıyı biyolojik açıklamalara indirgemiştir. Bu bakış açısına göre duygular, bilimsel ve nesnel yaklaşımlarla uyuşmaz; irrasyoneldir; düşüncenin saflığına meydan okur. Hem ahir zaman felsefecilerine hem de Hıristiyanlığa ait metinlere göre tam bir serkeş olan beden ve duygular, şehevi kışkırtmalarla insanın dikkatini tinsel görevlerinden uzaklaştırır; isabetli yargının ve entelektüel faaliyetin önünde birer engeldir; uygarlaşmamış davranışın, bayağılığın ve alt tabakanın yandaşıdır; kitle kültürünün ve ucuz sanatın alanıdır; kişisel deneyim ve öznellik akademik kuramlaştırma ve epistemoloji için zararlı ve beyhudedir.

      Başta modernist perspektife yönelik postmodern ve feminist eleştirel kuramlar ortaya koyanlarca olmak üzere son on-on beş yıl içinde duygusal tepkiler, insan değerlerinin ve etiğin önemli bir kaynağı, politik eylemin hakiki temeli olarak görülmeye başlanmıştır. İşte Lupton'un çabası bu noktada çok önemli bir boşluğu doldurur. Duygusal yaşantımızın söylem, bedenli duygular, hafıza, kişisel tarihimiz, başkaları ve nesnelerle karşılıklı etkileşimimiz sonucunda sürekli şekillendiğini belirten yazar bu yolda disiplinlerarası bir seyahate çıkarak antropoloji, sosyal tarih, kültürel çalışmalar, sosyoloji, cinsiyet araştırmaları ve eleştirel sosyal psikolojiye başvuruyor. Bu doğrultuda, “kendi” kavramının kurulması ve ifade edil-mesindeki önemi açısından dil ve söylem üzerinde özellikle duruyor. Özgün ampirik araştırma ile sosyal ve kültürel kuramcılığı Batı toplumlarındaki duygusal kendinin doğasını incelemek için birlikte kullanan Lupton'a göre duygular, insan toplumlarının ve toplumsal ilişkilerin sürdürülmesinin olmazsa olmaz unsurları ve sosyal ilişkilerle kültürel tanımlamaların ürünleridir.

      Duyguların “kendimizi” duyuşumuzun ve öznelliğimizin biçimlenmesinde ne gibi roller üstlendiğini irdeleyen bu çalışma kendimizi tanımak; yaşamımızdaki olaylara, başkalarına, nesnelere ve yerlere neden çoğu kez belli şekillerde tepki gösterdiğimizi, tüm yaşamımızda neden belli davranış örüntülerini izlediğimizi anlayıp açıklamak yolunda hepimize değerli ipuçları sunmaktadır.

      Dizi No
      :
      180
      Yayın No
      :
      368
      Çevirmen
      :
      Mustafa Cemal
      Orijinal Adı
      :
      The Emotional Self
      Stok Kodu
      :
      977-214-814-311-7
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
sultanbeyli escort sancaktepe escort izmir escort
Kapat