Dîvân

Dîvân

Melâyê Cizîrî Çeviri: İlhami Sidar
ISBN: 978-605-314-308-6
1.Baskı - 2018

Kürt edebiyatının anıtsal ismi Melâyê Cizîrî’nin “Dîvân”ı Latin alfabesine aktarılmış Kürtçe aslı ve Türkçe çevirisiyle çift-dilli olarak Ayrıntı Şiir’de.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
30,00 TL
40,00 TL

Kitap Hakkında

Kim o kâtip, hatlarını dizen, bir’den çok’a bölünen
Kim yüzünü mevzûn kılan, o sırrı çözecek olan
Çıksın döktüğü nağmeleri ûd ve rûdun bilen varsa
Müşkülü çoktur, aşk ne kolay görünür oysa

Kürt edebiyatının anıtsal ismi Melâyê Cizîrî’nin Dîvân’ı Latin alfabesine aktarılmış Kürtçe aslı ve Türkçe çevirisiyle çift-dilli olarak Ayrıntı Şiir’de.

İlahî aşk ve mecazî aşk’ın işlenişindeki olağanüstü zengin ve içtenlikli üslûp Dîvân’ın asırlar içinde halka mal olmasını sağlamış, coşkun bir lirizmle kaynayan şiirleri dilden dile, kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Dîvân’da, büyük şairin Tanrı kavramı etrafında “hiç”leşmeyi ve onda “bir” olmayı arzulayan mistik tutkusu birçok şiirde kendini açıkça gösterir. Öte yandan evrenin, oluşun, varlığın maddi temellerini görmezden gelen bir yaklaşım sergilemekten kaçınmış olduğu da Dîvân’ın akışı boyunca fark edilecektir.

Künye

Yazar Hakkında

Melâyê Cizîrî

Kürt edebiyatının anıtsal ismi Melâyê Cizîrî’nin yaşamı hakkında kesin bilgiler yoktur. Cizreli olması ve medrese müderrisliği yapması nedeniyle Melâyê Cizîrî olarak tanınmıştır. Araştırmacıların ortak kanısına göre, 16. yüzyılın ikinci yarısıyla 17. yüzyılın ilk yarısı arasında yaşamış, tek eseri olan Dîvân’ı bu dönemde yazmıştır. İlk öğrenim bilgilerini babasından alan Cizîrî daha sonra Diyarbakır, Hakkâri, İmadiye gibi dönemin bilim-kültür merkezi sayılan şehirlerde geleneksel medrese eğitimi görmüş, ilim-irfan arayışı içinde Şam, Irak ve Mısır gibi ülkeleri dolaşmıştır. İlk icâzetini Diyarbakır’a bağlı Sıtrabas Medresesi başmüderrisi Molla Tahâ’dan alarak Diyarbakır’ın Sirba köyü ve çevresinde kısa bir süre eğitim verdikten sonra Hasankeyf’te müderrislik yapmıştır. Birçok araştırmacı, bu dönemin şairin yaşam akışını kökten değiştirdiği, emîrin kızı Selmâ’ya olan aşkının onu mecâzî aşktan ilâhî aşka yönelttiği, böylece büyük dîvânın ortaya çıktığı konusunda hemfikirdir. Hasankeyf’ten ayrıldıktan sonra doğup büyüdüğü Cizre’ye dönen şairin, Azizan hanedanlığı himayesinde ömrünün sonuna kadar ünlü Kırmızı Medrese’de (Medreseya Sor) müderrislik görevini icra ettiği bilinmektedir.
Kürt edebiyatında ilk mürettep dîvân kabul edilen Cizîrî Dîvânı Kürt dilinin gelişiminde önemli bir dönüm noktasına işaret eder. Dönemin Bitlis emîri V. Şerefhan’ın ilk Kürt Tarihi çalışması olan Şerefnâme’yi genel kültürel iklime bağlı olarak Farsça yazdığı bir dönemde Cizreli Melâ’nın dîvânını Kürtçe kaleme almış olması, Kürtçeyi Fars dilinin tahakkümünden kurtaran tarihsel bir adım olmuş; Kürtçe ile güçlü edebî eserler verilebileceğini kanıtlayarak selefleri Ahmedê Xanê, Melâyê Batê, Feqiyê Teyran gibi pek çok ismin önünü açmıştır. Cengiz ve Timur’un barbarlıklarından Öklid teorisine, astronomiden varoluş felsefesine kadar pek çok konuya derinliğine nüfûz etmiş olan şair olağanüstü renkli, sanatlı üslûbuyla daha çok saray çevresine mensup seçkin tabakaya seslenmiş; bununla birlikte, anlaşılabilir şiirsel akıcılığı ve aşk duygusunu sanata dökmedeki içtenliği sayesinde halka mal olmuş, coşkun bir lirizmle kaynayan şiirleri medrese öğrencileri tarafından ezberlenerek dilden dile dolaşmıştır.
Cizîrî’nin hemen bütün şiirleri metafizik ve ruhsal bir derinlik içermekle birlikte şairin sadece geleneğin getirdiği klişelere, mazmunlara yaslanmakla yetinmeyip metaforlara, alegorilere dayalı karmaşık ve çarpıcı bir düşünsel arka plan kurmayı ustalıkla başardığı görülür. Bu şiirlerde aşk ve güzellik kavramları bütünlük içinde, bir arada ele alınır. Evrendeki her türlü güzelliğin Tanrı’nın sûretini, tanrısal güzelliği yansıttığı öğretisine bağlı kalan şaire göre, her şey bu hakîkati kanıtlayan bir simgedir. Onun Tanrı kavramı etrafında hiçleşmeyi ve onda bir olmayı arzulayan mistik tutkusu birçok şiirinde kendini açıkça gösterir. Öte yandan evrenin, oluşun, varlığın maddi temellerini görmezden gelen bir yaklaşım sergilemekten de kaçınır.
Araştırmacıların “varlığın dört temel unsuruna beşinci öğe olarak aşkı ekleyen şair” olarak nitelediği Cizîrî’nin büyük Dîvân’ının çok sayıda elyazması ve matbu nüshâsı bulunmaktadır. Elinizdeki çalışmada Molla Ahmed ez-Zivingî’nin El İqdu’l-Cevher-i fi Şerh-i Dîvân i’ş-Şeyhi’l-Cezerî adlı eseri esas alınmıştır.