Çarpışma

Çarpışma

James Graham Ballard Çeviri: Nurgül Demirdöven
ISBN: 978-975-539-168-7
3.Baskı - 2014

Kitap, günümüz teknolojisinin içimizde uyuyan psikopatolojiyi nasıl uyandırabileceğini, seksle teknoloji arasındaki çarpıcı birlikteliğin dehşetli yanlarını gösteriyor.

 
Tükendi

Kitap Hakkında

“Yeraltı edebiyatı”nın “müthiş” bir örneğini sunuyoruz sizlere. “Müthiş”, hiç de abartılı bir tanımlama değil! Çarpışma ilk yayımlandığında da birçok insanı çarpmıştı. David Cronenberg filme çektikten, film Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü aldıktan sonra ise tam bir “şok” yaşandı. Sinema tarihinin en canlı tartışmalarından birine neden oldu...Anthony Burgess’ın en yaratıcı yazarlardan saydığı, kimi eleştirmenlerin Calvino’ya benzettiği Ballard’ın ana temaları “sınırsız olabilirlik” ve “şimdideki gelecek.” Klasik bilimkurgunun teknoloji tapınmasına dönüşen dış uzaylara yönelik gezintilerine karşı çıkarak “Esas yabancı gezegen dünyamızdır” diyor ve teknoloji tapınmasını reddederek okuru “iç yolculuklar”a çağırıyor.Çarpışma’da ise modern zamanların gündelik hayat tanrılarından olan araba “başrol”de oynuyor. İnsanların küçük dünyalarını başka yerlere taşımasına imkân vererek özgürlük yanılsaması yaratan; “uzaklık”ı dolayısıyla “yolculuk”u yok ederek “hız”a özel bir ağırlık ve istenirlik kazandıran; “güvenli” evlerimizden otoyollara çıktığımızda bizi ölümün kıyısında gezdirerek epeydir kaybettiğimiz “heyecan”ı yaşatan bir araç araba... Modern zamanların kalabalıkları arasında yalıtılmış, güçsüz ve çaresizce dolaşırken bize sağladığı iktidar ve heyecanla “tahrik” olduğumuz, kendimizi tekrar “yarışta” hissettiğimiz bir “teknoloji harikası...”Ballard, gündelik hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan arabaları seks ve teknolojinin buluşma yeri olarak kullanıyor. Artık arabalar hem sonsuz fantezilerin yaşandığı bir cinsellik mekânı hem de çarpışmaların taşıdığı cinsel göndermelerle dolu seksüel birer objedir ona göre. Çarpışmalar ise zaten özünde şiddet içerdiği varsayılan cinselliği tetikleyen birer fantezi; teknolojinin bize kan, sidik, bok, kusmuk, vajina salgısı ve meni eşliğinde sunduğu “kendimizi kaybetme halleri”dir. Türünün tek örneği olan Çarpışma, “oto-erotizm” diyebileceğimiz bir eğretilemeyle, günümüz teknolojisinin içimizde uyuyan psikopatolojiyi nasıl uyandırabileceğini, seksle teknoloji arasındaki çarpıcı birlikteliğin “dehşetli” yanlarını gösteriyor.Böylece, yarattığımız teknoloji aracılığıyla insani yanımızdaki şiddeti fark ediyor, kendi bilinmezliğimizle yüz yüze geliyoruz. “Çarpışma’nın görevi dikkatimizi çekmek; bizi teknoloji manzarasının her köşesinden, her geçen gün daha ikna edici bir biçimde çağıran zalim, erotik ve ışıltılı dünyaya karşı uyarmaktır.”J.G. Ballard “Borges’ten sonra, fakat bir başka düzlemde, Çarpışma bundan böyle her yerde karşımıza çıkan simülasyon evreninin ilk büyük romanıdır.”Jean Baudrillard 

Künye

Yazar Hakkında

James Graham Ballard
J.G. BALLARD:1930’da Şanghay’da doğdu. Pearl Harbour baskınının hemen ardından öteki yabancılarla birlikte bir sivil tutsak kampına yerleştirildi. Savaş bitince ailesiyle birlikte İngiltere’ye döndü. İki yıl Cambridge’de tıp okuduktan sonra metin yazarı olarak çalıştı. RAF’a (Kraliyet Hava Kuvvetleri) katılarak Kanada’ya gitti.

Hemen hemen tüm bilimkurgu yazarlarının tersine, çocukluğunda hiç bilimkurgu okumadığını söyleyen Ballard, savaş, tutsaklar kampı ve atom bombası deneyimleriyle kozmik yıkım, felaket ve masumiyetin yitirilişi gibi bu türe özgü temalarla ilk elden karşılaştı. (Bu temaları daha sonra Güneş İmparatorluğu’nda işledi.) İlk kısa öyküsü (Prima Belladonna) 1956’da Science Fantasy dergisinde yayımlandı ve dikkat çekti. Kısa hikâyeleriyle adını duyurdu. 1962’de yayımlanan ilk romanı Drowned World ile bilimkurgu içinde, kendine özgü bir yer edindi. O dönemde gelişmeye başlayan anti-nükleer hareketle paralellik içinde toptan yıkım ve yok oluş temalarını işledi. 1964’te New Worlds dergisinin editörlüğüne Michael Moorcock’un gelmesiyle bu dergide öykülerini yayımlamaya başlayan Ballard, M. Moorcock ve Brian W. Aldiss ile birlikte, popüler bilimkurgunun sıradanlığına, klişeciliğine ve teknoloji hayranlığına bir tepki olarak gelişen, zengin bir dil, yoğun bir edebi üslup ve deneysel tarzlara yönelen “Yeni Dalga”nın öncülüğünü yaptı. Klasik bilimkurgunun eksenini oluşturan, dış uzaylara ve geleceğe yolculuk temalarının kendisini çekmediğini söyleyerek “iç uzaylardaki gezintileri” inceledi, “asıl yabancı gezegen dünyamızdır” dedi ve “geleceğin şimdide yaşandığını” vurguladı. Gerçeküstücülükten, sinemadan, psikanalizden etkilendi, bilim ve teknolojiye karşı eleştirel, hatta karşıt bir tutum sergiledi.
“Bilimkurgunun bir yan dal olmaktan çok 20. yüzyılın esas edebi geleneği olduğuna inanıyorum” diyen Ballard’a göre “geleneksel roman, toplumların dinamizmini ve insanın evren içindeki yerini ihmal etmektedir. Bilimkurgu ise, kaba ya da naif bir şekilde de olsa, hayatı ve bilinmeyenleri felsefi ve metafizik bir çerçeve içine yerleştirmeye çalışır. Günümüzün en önemli özelliği olan ‘sınırsız olabilirlik’ ve ‘şimdideki gelecek’ ile en iyi baş edebilen edebiyattır.” Çağımızda “kitle iletişimi, imajlar, reklamlar ve reklamcılığın bir dalı olan politika gibi sayısız kurgular arasında yaşadığımızı” söyleyen Ballard’a göre, bilimkurgunun görevi bu kurgular arasında gerçekliği yakalamaktır ve “gelecek, bugünü anlamak için geçmişten daha iyi bir anahtardır.”

“Bütün bu konularda yazarın görevi nedir?” diye sorar Ballard. “Yazar kişisel ilişkiler ve toplumsal davranışlardaki nüansları incelemekle yetinebilir mi? Kendine yeterli ve içine kapalı, kendi egemenliğinde bir dünya yaratabilir mi? Bu ahlâki yetkiye sahip mi? Günümüzde yazarın herhangi bir ahlâki konumda olduğuna inanmıyorum. Sadece okura zihninin içeriklerini sergiler, bir dizi hayali alternatif sunar. Bilinmeyen bir bölgede safariye çıkmış ya da laboratuvarda bilinmeyen bir konuyla karşı karşıya gibidir. Tüm yapabileceği, hipotezler geliştirip olgular karşısında sınamaktır.”

BAŞLICA YAPITLARI: Romanlar: The Crystal World (Billur Dünya); Crash (Çarpışma, Çev.: Nurgül Demirdöven, Ayrıntı Yayınları, 2004); Concrete Island (Beton Ada, Çev.: Gökçe Metin, Ayrıntı Yayınları, 2004); The Unlimited Dream Company (Sınırsız Rüyalar Diyarı, Çev: İrem Sağlamer, Ayrıntı Yayınları, 1995); Hello America (Merhaba Amerika), Empire of the Sun (Güneş İmparatorluğu, Çev: Emine Güreli, Ayrıntı Yayınları, 1990); Rushing to Paradise (Cennete Bir Koşu, Çev.: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 2000), Cocaine Nights (Kokain Geceleri, Çev.: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 2000); Millenium People, Ayrıntı Yayınları’nın programına alınmıştır.
HİKÂYELER: Four-Dimensional Nightmare (Dört Boyutlu Kâbus), The Venus Hunters (Venüs Avcıları), The Atrocity Exhibition (Vahşet Sergisi), The Day of Forever (Sonsuzluk Günü), Myths of the Near Future (Yakın Geleceğin Mitosları, Çev.: Ümit Altuğ, Ayrıntı Yayınları, 1993).