Bir Aile Cinayeti

Bir Aile Cinayeti

Michel Foucault Çeviri: Erdoğan Yıldırım, Alev Özgüner
ISBN: 978-975-539-520-3
3.Baskı - 2018

Michel Foucault ve arkadaşları, psikiyatri ve suça yönelik adalet arasındaki ilişkilerin tarihi üzerine bir çalışma yapma amacıyla yola çıktıklarında Rivière olayıyla karşılaşır, hatırat ve dava dosyası karşısında derinden etkilenirler. Foucault’nun zayıfların ve kaybedenlerin, akıl hastalarının ve sapkınların hayatlarını anlamaya doğru çıktığı düşünsel yolculuğunun en önemli uğraklarından biri olur Bir Aile Cinayeti.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
22,50 TL
30,00 TL

Kitap Hakkında

XIX. yüzyılda Normandiya’nın Calvados eyaletine bağlı küçük bir köyde yaşayan 20 yaşındaki Pierre Rivière, çocukluğundan beri garip davranışlarıyla tanınmaktadır. İnsanlardan, bilhassa kadınlardan kaçmakta, karamsar ve dengesiz kişilik özellikleri sergilemektedir. Oldum olası kafasını meşgul eden yücelik fikirleri, ailesinde yaşanan sorunlarla birleşince onu adım adım korkunç sona yaklaştırır. Babasını mutsuzluklarından kurtarmak gibi, ulvi olduğunu düşündüğü bir misyon üstlenerek, annesini ve iki kardeşini öldürür.

Hapishanede kaleme aldığı hatıratı, hem kendi öznel durumunu hem de o dönem Fransası’nın genel profilini yansıtması açısından çok ilginçtir. O dönemde Fransa, Cumhuriyetçiler ve kralcıların iktidar mücadelesiyle çalkalanmakta, gizli dernekler mantar gibi bitmektedir. Kral Louis-Philippe’e suikast düzenleyen Fieschi’nin davası ile Rivière’in davası aşağı yukarı aynı zamana denk düşer. Kral tüm tebaanın babası olarak düşünüldüğünden, ebeveyn katliyle kral katli arasındaki geçişlilik, iki dava sürecinin birbirinden etkilenmesine yol açmıştır.

Akıl hastası mı, yoksa bir canavar mı olduğu konusunda bir türlü ortak karara varamayan tıp uzmanları ve adalet mekanizması büyük bir bocalama içindedir. Tıp bilimi hem kendi arasında bölünmüş hem de adalet mekanizmasıyla uyuşmazlık yaşamaktadır. Kısacası, ortada bir yetki sorunu vardır. Kim neye, ne kadar karar verebilecektir? Rivière ve hatıratı, Rivière vakası, yargıçlar ve doktorlar için tam bir bilmece olup çıkmıştır.

Michel Foucault ve arkadaşları, psikiyatri ve suça yönelik adalet arasındaki ilişkilerin tarihi üzerine bir çalışma yapma amacıyla yola çıktıklarında Rivière olayıyla karşılaşır, hatırat ve dava dosyası karşısında derinden etkilenirler. Foucault’nun zayıfların ve kaybedenlerin, akıl hastalarının ve sapkınların hayatlarını anlamaya doğru çıktığı düşünsel yolculuğunun en önemli uğraklarından biri olur Bir Aile Cinayeti. Bir aile cinayetini konu alması bile tek başına eseri ilginç ve okunmaya değer kılmaktadır. Ama bu tek boyutu içinde değerlendirmek, eseri azımsamak olacaktır. Eğitimsiz, dini ve milli fikirlerle büyülenmiş, akıl sağlığı tartışmalı bir köylünün karşısında, tıp bilimiyle, psikiyatrisiyle, adalet mekanizmasıyla tüm bir toplum yer almaktadır. Sömürgeci, yayılmacı siyaset nezdinde “vatan uğruna” cinayetlerin normal, meşru sayıldığı toplumda, ailesinin fertlerini katleden bir köylü nereye oturtulmalıdır?

İşte Foucault ve arkadaşları buradan yola çıkarak, suç ve ceza, akıl sağlığı ve delilik kavramlarını sorgulamakta, ikiyüzlü toplumun “normallik” normlarını tartışmaya açmaktadırlar. Güç, hâkimiyet ve çatışkı ilişkileri üzerine bir kez daha düşünmemizi sağlayan bu sarsıcı metin, şiddetin her türüne  sık sık tanık olan, “bebekleri katil yapan” yaşadığımız toprakları da anlamamıza yönelik çok önemli bir katkı. 

Künye

Yazar Hakkında

Michel Foucault
Michel Foucault 1926’da Poitiers’de doğmuştur. 1946’da Fransa’nın en önemli eğitim kurumlarından École Normale Supérieure’e kabul edilir. Felsefe ve psikoloji okur. 1950’de girdiği Fransız Komünist Partisi’nden 1952’de ayrılır. Bir süre hastanelerde psikolog olarak çalışır. 1953’te Althusser’in yerine École Normale’de felsefe asistanı olur ve psikoloji eğitimine devam eder. Paris Psikoloji Enstitüsü’nden psikopatoloji ve deneysel psikoloji diplomaları alır. Marksist bir bakış açısıyla yazdığı ilk kitabı Maladie mentale et personnalité’den (1954, Akıl Hastalığı ve Kişilik) [Bu kitap, 1962 yılında gözden geçirilerek yeniden basılmış ve adı Maladie Mentale et Psychologie olarak değiştirilmiştir. Yayımladığımız Akıl Hastalığı ve Psikoloji bu baskının çevirisidir.] Sonra Georges Dumézil’in tavsiyesiyle İsveç Uppsala’daki Maison de France’a direktör olur. Burada Histoire de la folie à l’âge classique (Klasik Çağda Deliliğin Tarihi) üzerine çalışmaya koyulur. Deliliğin Tarihi’ni tamamlayıp Clermont-Ferrand Üniversitesi’nde psikoloji dersleri vermeye başlar. Ardından Clermont-Ferrand’da felsefe bölümünün başına geçer. Aynı yıl Gilles Deleuze’le tanışır. Bir yıl sonra Georges Bataille’ın kurmuş olduğu Critique dergisinin yayın kuruluna girer ve Naissance de la clinique (Kliniğin Doğuşu) adlı kitabını yayımlar. 1966’da ilk baskısı bir ayda tükenen ve büyük tartışmalara neden olan Les mots et les choses (Kelimeler ve Şeyler) çıkar. 1969’da Foucault’nun Kelimeler ve Şeyler’de kullandığı yöntemi açıklama denemesi olan L’Archéologie du savoir (Bilginin Arkeolojisi) yayımlanır. 1970’te Fransa’nın en prestijli kurumlarından Collège de France’ta kendisi için kurulan “Düşünce Sistemleri Tarihi” kürsüsüne seçilir. Bunun ardından Groupe Information sur les Prisons (G.I.P. – Hapishaneler Üzerine Enformasyon Grubu) adlı oluşumun kurucularından biri olur. Gerek bu grup gerek adalet, tıp, psikiyatri ve cinsellikle ilgili bir dizi mücadele çevresinde yeni bir politik etkinlik biçiminin öncülüğünü yapar. Geleneksel parti politikalarının dışına çıkan bu etkinlik biçimi yeni bir eylem ve entelektüel anlayışını da beraberinde getirmiştir. 1973’te Sartre ve Maurice Clavel’le birlikte Libération gazetesinin kuruluşuna katılır. 1975’te Surveiller et punir: Naissance de la prison (Gözetleme ve Cezalandırma: Hapishanenin Doğuşu) yayımlanır. İktidar ilişkileri, teknikleri, stratejileri ve taktiklerinin; yani modern Batı toplumlarında öznelliği kurma biçimlerinin analizini yaptığı bu kitap olağanüstü bir ilgi görür. 1976’da Histoire de la sexualité (Cinselliğin Tarihi) başlıklı ve altı cilt olmasını planladığı dizinin ilk kitabı La volonté de savoir (Bilme İstenci) çıkar. Özgürleşmenin yerine alternatif olarak kendini yaratmayı ve arzunun özgürleşmesi yerine zevki yoğunlaştırmayı öne çıkaran bakış açısını bu son kitabının ardından geliştirir. Altı yıl sonra yayımlanan Cinselliğin Tarihi’nin ikinci ve üçüncü ciltlerine kadar geçen süre içinde önde gelen Fransız entelektüelleriyle birlikte İspanya’dan Polonya’ya çeşitli baskıcı rejimlere karşı yürütülen uluslararası kampanyalara katılır. Bütün bu süreç içinde irili ufaklı birçok kitap, makale ve söyleşisi yayımlanır. Söz konusu makale ve söyleşilerinin yanı sıra dünyanın çeşitli ülkelerinde verdiği dersler 1994’te dört cilt olarak ve Dits et écrits (Söylenmiş ve Yazılmışlar) başlığı altında bir araya getirilip kitaplaştırılır. [Dits et écrits’den yapılan kapsamlı bir seçme Seçme Yazılar (I Entelektüelin Siyasi İşlevi, II Özne ve İktidar, III Büyük Kapatılma, IV İktidarın Gözü, V Felsefe Sahnesi, VI Sonsuza Giden Dil) adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı.]