Salvatore Quasimodo

20. yüzyıl İtalyan şiirinin en önemli adlarından Salvatore Quasimodo 1901’de Sicilya’da doğdu. Babası demiryolu işçisiydi. İlk ve orta öğrenimini Siracusa ve Messina’da, yüksek öğrenimini matematik ve mühendislik okuduğu Palermo’da tamamladı. Çok erken yaşlarda başlayan şiir ilgisini Roma’da mühendis olarak çalıştığı yıllar içinde de sürdürdü. İlk şiirleri Floransa’da Solaria dergisinde yayımlandı.

İlk dönem şiirleri, Giuseppe Ungaretti ve Eugenio Montale’nin başını çektiği Hermetik şiir akımının doğrudan etkisi altında biçimlenir. İlk kitabı Acque e terre (Sular ve Topraklar, 1930) şairi bu akımın belirleyici adı olarak öne çıkaracaktır. İzleyen yıllarda art arda yayımlanan Oboe sommerso (Batık Obua, 1932) ve Odore di eucalyptus (Okaliptus Kokusu, 1933) adlı kitaplarıyla diğer Hermetik şairlere göre İtalya’da çok daha yaygın bir okur kitlesine ulaşır. 

1935’te mühendislik çalışmalarını bırakarak Milano Giuseppe Verdi Konservatuvarı’nda İtalyanca öğretmenliğine başlar. Yoğun simgeci öğelerle hermetizmin belirleyici çizgilerinin yanında tümüyle şaire özgü yeni içerik ve biçim öğelerini barındıran şiirlerden oluşan Erato e Apollion (Erato ve Apollon) 1936’da yayımlanır. Poesie (Şiirler, 1938) ve Ed è subito sera (Ve Birden Akşam, 1942) kitapları şairin Hermetik döneminin son ürünleridir. 

İkinci Dünya Savaşı’nın korkunç ve acı deneyimleri Quasimodo’nun yaşamında ve şiirinde değişikliklere yol açacaktır. Etkin rol üstlenmemekle birlikte Nazi karşıtı direnişe katılan şair bir süre tutuklu kalır. Direnişe katılan birçok sanatçı gibi, savaşın bitiminde Komünist Parti saflarına katılır; bir süre sonra, sanatın işlevine yaklaşımındaki farklılıktan dolayı partiden istifa edecek, siyasal etkinliğini bağımsız biçimde sürdürecektir. 

Çağın adaletsizlik, eşitsizlik, baskı ve zorbalıklarını derinlikle yorumlayan şair, savaşın getirdiği yeni çelişkiler ve toplumsal sorunları dokunaklı bir dille şiirine yansıtır. 1947’de bu yeni yönelimlerin ilk ürünü olan Giorno dopo giorno (Gün Gün Üstüne) yayımlanır. Gerçekliğin ani ve çıplak görünümü, keskin bir gözlem ayrıcalığıyla her günün şiiri halinde somut tablolar olarak şairin dizelerine yansımaktadır. 1949’da çıkan La vita non è sogno (Yaşam Düş Değildir) şairin “adanmış”lığının onayı niteliğindedir. 1958’de La terra impareggiabile (Eşsiz Toprak) 1960’ta, Tutte le poesie (Bütün Şiirleri), 1966’da Dare e avere (Almak ve Vermek) yayımlanır. Quasimodo’nun gerçekçi biçemi, doğduğu Sicilya toprağının doğa görüntüleri, insanları, anılarıyla donanmıştır. Ona göre, güzelliği temsil ettiği için aynı zamanda ahlak da demek olan şiir, şaire büyük bir sorumluluk yükler; şair, yaşadığı toplum üzerinde tartışılmaz bir etkiye sahiptir, bunun için de kendini yaşadığı yerden ve zamandan ayrı tutamaz.

Çok geniş bir şiir kitaplığının çevirmeni olan Quasimodo, 1930’lu yıllardan ölümüne kadar, çeşitli dillerden onlarca şairi İtalyan diline kazandırır. Lirici 

greci (Grek Lirikleri, 1940); Homeros, Aiskhylos, Sofokles ve Euripides’in oyunlarını içeren Tragici greci (Grek Tragedyası, 1963); Catullus, Ovidius ve Vergilius başta olmak üzere büyük Latin şairlerinin şiirleri; Shakespeare’den altı oyun; Molière’den Tartuffe; e. e. Cummings ve Pablo Neruda gibi çağdaş şairlerin şiirleri bu çeviriler arasındadır. Çok sayıda İtalyan şiir antolojisi yayımlayan Quasimodo’nun şiir ve siyaset ilişkisine odaklanan çok önemli denemeleri Il poeta e il politico e altri saggi (Şair, Siyasetçi ve Diğer Denemeler, 1960), tiyatro oyunları üzerine görüşlerini içeren yazıları da Scritti sul teatro (Tiyatro Yazıları, 1961) adlı kitaplarında toplanmıştır. 

Yapıtı 1950’lerin ikinci yarısından itibaren diğer Avrupa dillerine çevrilen ve 1959’da Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Quasimodo, Viareggio Ödülü (1958) ve Dylan Thomas’la paylaştığı 1953 Taormina Ödülü (1953) başta olmak üzere çok sayıda önemli ödülün de sahibidir.

Yazdığı Kitaplar