Namık Kemal

Asıl adı Mehmet Kemal. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Babası, II. Abdülhamid’in müneccimbaşısı Mustafa Âsım Bey, annesi Tekirdağ mutasarrıfı Abdüllatif Paşa’nın kızı Fatma Zehra Hanım’dır. Çocukluk hayatı babasından ziyade dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında geçer. Onun memuriyeti sebebiyle Afyon, Kars, Trabzon ve Sofya’da bulunan Namık Kemal 8 yaşında iken annesini kaybeder. İstanbul’da bulunduğu bir sırada bir müddet Beyazıt Rüşdiyesi’ne, sekiz ay kadar da Valide Mektebi’ne devam eder. 16 yaşına kadar aralıklı olarak dedesiyle yaşar. Bu yıllarda tasavvuf ve edebiyat dersleri alır, Arapça ve Farsça öğrenir. Sofya’da, henüz 16 yaşındayken bir Divan tertip eder. Şiirlerini gören Binbaşı Ekrem Bey ona “Namık” mahlasını verir. Namık Kemal henüz 16 yaşında iken Nesime Hanım ile evlenir ve İstanbul’a döner. 

17 yaşından itibaren Tercüme kaleminde çalışır. Bu dönemde Leskofçalı Galip ve Sadullah Paşa gibi eski edebiyat yanlılarıyla birlikte olan Kemal, 1862’de Şinasi’nin şiiriyle tanışır ve Tasvir-i Efkâr’da yazmaya başlar. Kendisinin de belirttiği gibi Şinasi onun düşüncesini siyasi ve sosyal meselelere yöneltmiş, şiirinin muhteva ve mevzuunu değiştirmiştir. 

Şinasi’nin1865’te Paris’e kaçışından sonra Tasvir’i tek başına idare eder. Terakki-i Hamiyyet (Yeni Osmanlılar) cemiyetine katılır. Mustafa Fazıl Paşa’nın Paris’ten gönderdiği cemiyetin bir nevi programını açıklayan bildiriden sonra gelişen olaylar üzerine Âli Paşa basın sansürü koyar ve Erzurum’a sürgüne gönderilir. Gidişini geciktiren Namık Kemal Erzurum yerine Ziya Paşa ve Ali Suavi ile Paris’e kaçar. Ardından Londra’ya geçerek 1868 yılında Hürriyet gazetesini çıkarır. 

1870’te Âli Paşa’nın yazmama şartına boyun eğerek İstanbul’a gelir. Onun ölümünden sonra 1872’de İbret gazetesini çıkarır. Siyasi eleştirileri sebebiyle Gelibolu’ya sürgün edilir. Burada da yazmaya devam eden Namık Kemal 3 ay sonra İstanbul’a döner ve İbret’i tekrar çıkarır. Bu dönemde halka tiyatroyu sevdirmek amacıyla kurulan bir tiyatro topluluğunda yer alır. 1873’te Vatan yahut Silistre piyesini yazar. Oyunun sahnelenmesi toplumda büyük infial uyandırır ve Namık Kemal Magosa’ya sürgüne gönderilir. Otuz sekiz ay süren Magosa sürgünü ile Namık Kemal’in hayatında faal gazetecilik devri kapanırken edebi hayatının en verimli devresi başlar. İlk piyesiyle Midilli’de biten sonuncu piyesi dışında diğer bütün tiyatro eserlerini, İntibah adlı ilk romanını, meşhur edebi tenkitlerini burada meydana getirir. 

1876’da 5. Murad’ın tahta çıkmasıyla beraber affedilir ve İstanbul’a döner. Abdülhamit’in tahta çıkmasının 17. günü Şura-yı Devlet üyeliğine getirilir. Kanun-i Esasi’yi hazırlayan heyette bulunur. Kanun-i Esasi’nin çıkmasının ardından Midilli’ye sürgüne gönderilir (1877). Bundan sonraki 10 yıllık hayatını sürgünde geçiren Namık Kemal 1879’da Midilli, 1884’te Rodos ve 1887’de Sakız mutasarrıflığına tayin edilir. Midilli’de iken bitirdiği Celaleddin Harzemşah adlı tiyatro eseri üzerine Osmanlı nişanı ile taltif edilir. Sakız’da sağlığı bozulan ve yazdığı Osmanlı Tarihi’nin toplatılmasından dolayı son derece üzülen Namık Kemal, 2 Aralık 1888 tarihinde zatürreden vefat etti. Vasiyeti üzerine naaşı Sakız’dan Gelibolu’ya nakledildi. 

Yazdığı Kitaplar