18 Ekim 1859’da Paris’te doğdu, 4 Ocak 1941’de yine Paris’te öldü. Babası Polonyalı zengin bir Yahudi ailesinden geliyordu, annesi de bir İngiliz Yahudisiydi. Ancak Bergson’un yetişme biçimi, eğitimi ve ilgi alanları tümüyle Fransızlara özgüydü, tüm yaşamı da Fransa’da geçti.

Paris’te Yüksek Öğretmen Okulu’nu (École Normale Supérieure) bitirdikten sonra Paris dışındaki çeşitli liselerde, bu arada 1881-83 yılları arasında Angers’te, ardından bir yıl boyunca Clermont-Ferrand’da felsefe öğretmenliği yaptı. 1889 yılında Essai Sur Les Données Immédiates de la Conscience adlı teziyle doktor unvanını aldı. Bu yapıtın yayımlanmasından sonra Paris’e dönerek IV. Henri Lisesi’nde ders vermeye başladı. 1897’de Paris Yüksek Öğretmen Okulu’nda yardımcı profesör oldu, Collège de France’ta profesörlük yaptı. 1914’te Fransız Akademisi’ne seçildi. 1925’e kadar Cenevre’deki Uluslararası Düşünce İşbirliği Komisyonu’na başkanlık etti. 1928’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
Essai Sur Les Données Immédiates de la Conscience adlı denemesinde bilincin bedenden bağımsız olduğunu kanıtlamaya çalışmış, ancak ruh ve beden ilişkisini açıklamamıştı. Bu sorunla ilgili incelemelerini Matière et mémoire: Essai sur la relation du corps à l’esprit (1986) adlı kitabında yayımladı. 1900’da komikle ilgili kuramını açıkladığı Le rire Essai sur la signification du comique adlı yapıtı yayımlandı. Daha sonra yazdığı başlıca kitaplar şunlardır: Introduction à la métaphysique (1903), L’Evolution créatrice (1907), Durée et Simultanéité (1922), Les deux sources de la morale et de la religion (1932). 1919’da, bilincin bedenden bağımsız olduğu konusundaki tezini doğrulamak amacıyla yazdığı çeşitli denemeleri ve verdiği konferansları, Énergie sprituelle adı altında topladı. La Pensée et le Mouvant’da (1934), metafiziği en iyi açıklayan metinleri bir araya getirdi. Ayrıca şunları da yayımlamıştır: Lettre au père Sertillanges (1937), Lettre à Daniel Hallévy: A la mémoire de Charles Péguy (1939).

Bergson yapıtlarında özgürlük, ruhun madde içindeki yeri, komiğin anlamı, biyolojik yaşamın doğası, görelilik, ahlâkın ve dinin kökeni gibi çeşitli konuları incelemiştir. Deneyciliği (ampirizm), akılcılığı ve göreciliği bir yana atıp, gerçeklikten yalnızca katı cisimleri, düşünceden yalnızca kavramları, bilinçten de yalnızca biçimi göz önünde tutmuştur. Bu öğretisi hem zekânın bir eleştirisi hem de insan deneyinin başlangıcını sevgiyle kavramaya yönelik bir yöntemdir.

Bilginin sezgiyle elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı sezgicilik ise de (intuitionisme), Bergson’un felsefesel sezgiciliği Bergsonculuk adıyla da anılır. Bergson’a göre sezgi gerçeği bilme yetisidir. Gerçeği doğrudan doğruya kavratacak sezgiden başka hiçbir yol yoktur. Çünkü gerçek, maddesel doğa değil, ruhsal doğa, yani ruhsal yaşam, dolayısıyla yaşamdır (La vie). Yaşam, evrenin kuruluşuyla başlamıştır ve maddenin tüm engellerine karşın yolunu açarak, onun durgunluğunu altedip kimi yerde onu kımıldatarak akıp gitmektedir. Bu kesintisiz, bölümsüz ve sürekli akışa Bergson süre (La Durée) demektedir.

Bergson’un, felsefesinin ötesinde de önemli etkileri olmuştur. Kuşkusuz en büyük etkisi Fransız filozofları arasında görülür; ancak, ABD’li ve İngiliz filozoflar arasında da büyük etki uyandırmıştır. William James, İspanyol-ABD’li doğabilimci George Santayana ve XX. yüzyılın önemli süreç metafizikçisi Alfred North Whitehead bunlar arasındadır.

Henri Bergson - Yazarın kitapları

1
Kapat