Arthur Schopenhauer

(22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt am Main)

Alman filozof. Annesi bir yazar, kız kardeşi de edebiyatçı olarak dönemlerinde ünlenmiş kimselerdi. Babası, 20 Nisan 1805 sabahı, işlerinin ters gitmesi üzerine içine düştüğü bunalım sonucu evinin önündeki kanala atlayarak hayatına son verdi; babaannesi de aklını yitirerek öldü. Ailedeki bu akli bozukluk belirtileri, Schopenhauer’in 1811-1813 yılları arasında üç yıl boyunca akıl hastalarını inceleyip kendince bir teori oluşturmasının da nedenidir.

Schopenhauer babasının ölümünden bir süre önce Fransa’ya gönderildi, burada birkaç yıl kalıp Fransızca öğrendi, Fransız Devrimi’nin etkilerine tanık oldu. Ardından, 1809’da tıp öğrencisi olarak Göttingen Üniversitesi’ne girdi. Hekimlikten çok, bilime duyduğu merak bu öğrenimi seçmesinde belirleyici oldu. 1810’da Kant felsefesiyle tanıştı. 1811 ile 1813 arası, Fichte’nin de yaşadığı Berlin’e geçerek burada üç yıl boyunca Berlin Chartie’de (akıl hastanesi) akıl hastalarını inceleme fırsatı buldu.

Über die Vierfache Wurzel der Satzer vom Zureichenden Grunde (Yeter-Sebep Önermesinin Dört Farklı Kökü Üzerine) başlıklı doktora teziyle 1813’te Jena Üniversitesi’nde beşeri bilimlere geçti ve orada felsefe doktoru unvanını aldı. Goethe ile tanışması onu renkler üzerine bir teori geliştirmeye yöneltti.

Düşünürün Die Welt als Wille und Vorstellung (İrade ve Tasarım Olarak Dünya) adlı kitabı 1819’da basıldı. Henüz otuz yaşındayken, kendi felsefi sisteminin bütün çerçevesini çizmişti. Yıllar sonra ikinci basımına ahlak felsefesiyle ilgili ekler yaptığı bu şaheseri, o dönemde hiç dikkate alınmadı.

Mart 1820’de yaptığı ilk İtalya yolculuğunun ardından Berlin Üniversitesi’nde ders vermeye başlayan Schopenhauer üniversitede 24 dönem kaldı.

İtalya’ya yaptığı bir yıllık ikinci yolculuğundan sonra hastalandı ve bir yılını Münih’te geçirdi. Üniversite profesörlüğünden ayrıldı ve kendini araştırmaya ve yazılarına verdi; kalan ömrünü geçirdiği Frankfurt’ta deneysel bilimlerdeki gelişmeleri izledi.

1836’da, Über den Willen in der Natur’u (Doğadaki İrade Üzerine) yayımladı. 1837-1839 arasında Norveç ve Danimarka bilim kuruluşlarının desteklediği iki akademik yarışmaya katıldı. 1839’da sunduğu Über die Freiheit des enschlichen Willens (İnsan İradesinin Özgürlüğü Üzerine) ile birincilik ödülü kazandı. Ancak, Über das Fundament der Moral (Ahlakın Temeli Üzerine) başarılı olamadı.

Schopenhauer bu iki denemeyi daha sonra Die Beiden Grundprobleme der Ethik (Etiğin İki Temel Sorunu, 1841) başlığı altında birlikte yayımladı. 1851’de yayımlanan Parerga und Paralipomena (Yarım Bırakılanlar ve Geride Kalanlar), Schopenhauer’in dünya çapında tanınmasına yol açtı.

1857’de Bonn ve Breslau’da Schopenhauer’in felsefesi üzerine dersler verilmeye başlandı. Leipzig Üniversitesi ise görüşleri üzerine ilk bilimsel yarışmayı düzenledi. Eserleri Fransızcaya çevrildi; ünlü sanatçılar ise resimlerini yaptı.

Schopenhauer son yıllarında eserlerinin birçoğunu gözden geçirdi. 21 Eylül 1860’ta akciğer rahatsızlığı sonucu öldü. Ölümünden sonra da Julius Frauenstädt tarafından eserlerinin genişletilmiş yeni baskıları yapıldı.

Düşünürün diğer önemli eserleri arasında Über das Sehen und die Farbe (Görme ve Renkler Üzerine, 1816) ve Die Beiden Grundprobleme der Ethik (Etiğin İki Temel Sorunu, 1841) bulunur.

Yazdığı Kitaplar