Ahmed Şamlu

Çağdaş İran şiirinin en önemli adı sayılan Ahmed Şamlu 1925’te Tahran’da doğdu. 

Kâbil’den göç eden Türklerden olan babası İran ordusunda subay, annesi 1917 Rus Devrimi ertesinde Kafkasya’dan Tahran’a göç eden bir ailedendi. Şamlu babasının görevi dolayısıyla ilkokul ve lise yıllarını İsfahan, Şiraz ve Meşhed gibi şehirlerde ve son olarak da Tahran’da geçirdi. Almancaya duyduğu özel ilgi dolayısıyla Tahran’daki İran-Alman Teknik Lisesi’ne kaydoldu. İkinci Dünya Savaşı’nın hararetli yıllarında babasının görevli olduğu Gorgan ve Türkmensahrâ bölgesindeydi. Buradaki siyasal faaliyetleri sırasında tutuklandı. 1945’te serbest kaldıktan sonra liseyi bitirmek için Tahran’a döndüyse de ertesi yıl öğrenim hayatını noktaladı.

1947’deki ilk evliliğinden dört çocuğu doğdu. 1959-1963 yılları arasındaki ikinci evliliğinden sonra son eşi Ayda Serkisyan’la 1964 yılında evlendi. 

1972 yılında sağlık sorunları nedeniyle Almanya’da boyun ameliyatı geçiren Şamlu 1976’da Uluslararası Pen Club’ün davetlisi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. O yıl Yaşar Kemal ile tanıştı. Bir yıl kaldığı Amerika’dan İngiltere’ye geçti ve oradan ülkesine döndü. İran Yazarları Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 

1988’de Almanya’da İkinci Uluslararası Edebiyat Kongresi’ne katıldı. 1990’da boyun ameliyatı için gittiği Amerika’da Berkeley Üniversitesi’nde bir dönem Çağdaş İran Edebiyatı dersi verdi. Aynı yıl Şamlu’ya Newyork İnsan Hakları Örgütü tarafından Free Expression (İfade Özgürlüğü) Ödülü verildi. 1994 Ekim’inde Toronto Üniversitesi’nde şairin yaşamı ve yapıtlarını ele alan Ahmed Şamlu Kongresi düzenlendi.

Sağlık sorunlarından kurtulamayan şair 1996’da boynundan üçüncü, ayağından ilk ameliyatını oldu. Ertesi yıl ikinci bir ameliyatla sağ bacağı dizinden kesildi. Uzun süren hastalık döneminin sonunda, 23 Temmuz 2000’de yaşama veda etti. 

Şairliği yanında gazeteci, araştırmacı, çevirmen, sözlükçü, seslendirme sanatçısı olarak çok geniş bir çeperde ürün veren Şamlu’nun çok odaklı sanat serüveni, yarım asra yayılan makale, deneme, şiir yayını ve farklı hacimler hâlinde yayımlanan kitapları üzerinden irdelenebilir. 

İlk şiir kitabı Âhenghâ-yi Fêrâmûş Şode (Unutulan Şarkılar) 1947 yılında yayımlanmıştır. Ertesi yıl Sohen-i Nov (Yeni Söz) dergisinin yayın kurulunda görev alır.

1951’de ikinci şiir kitabı Kat’nâme (Manifesto) basılır. 1952’de Âteşbâr (Yaylım Ateşi) dergisinin başyazarlığına getirilir. 1953’te Âhenhâ ve İhsâs (Demirler ve Hissediş) adlı şiir kitabı basılsa da polis tarafından imha edilir.

1957 yılında Hevâ-yi Tâze (Yeni Hava) adlı şiir kitabı çıkar. Ertesi yıl İttilâ’ât-i Mâhâne (Aylık Bilgiler) dergisinin başyazarlığını yapar. Sinema için Sistan ve Belûcistan belgesellerini hazırlar. Bu süre boyunca senaryo çalışmalarına yoğunlaşır.

1960’taki Bâg-i Âyine (Ayna Bahçesi) kitabından sonra 1964’te Ayda der Âyine (Aynadaki Ayda) ile Lehzehâ ve Hemîşe (Anlar ve Dâima) adlı kitapları okuyucu ile buluşur. Ertesi yıl Ayda: Direht ve Hancer ve Hâtire (Ayda: Ağaç ve Hançer ve Hâtıra) adlı şiir kitapları yayımlanır.

1966’da Kuknûs der Bârân (Yağmurdaki Kaknüs) adlı şiir kitabı çıkar. 1969’daki Mersiyehâ-yi Hâk (Toprağın Mersiyeleri) kitabını ertesi yıl yayımlanan Şikuften der Mih (Siste Açış) izler. 1973’te İbrâhîm der Âteş (Ateşteki İbrahim) okurla buluşur.

1977’de basılan Deşne der Dîs (Kaptaki Hançer) kitabından üç yıl sanra Terânehâ-yi Kûçek-i Gurbet (Küçük Gurbet Şarkıları) yayımlanır. 

Araya giren on küsur yıllık bir suskunluğun ertesinde 1992’de Medâyih-i Bîsile (Ödülsüz Övgüler), 1997’de Der Âstâne (Eşikte) çıkar.

Şamlu’nun son kitabı olan Hadîs-i Bîkararî-yî Mâhân (Mâhân’ın Kararsız Sözü) şairin yaşama veda ettiği 2000 yılında yayımlanır. 

Yayımlanan ilk şiir toplamından başlayarak edebiyat çevrelerinin yoğun ilgisine konu olan Ahmed Şamlu Fars dilinin günümüzde Hâfız’la birlikte en çok okunan şairi olarak biliniyor. Şamlu, yüzyılın başında Nîmâ Yûşic’in başlattığı modernleşme tavrına bağlı kaldı. İran toplumundaki değişim ve dönüşme sancılarının yansımalarını dolaysız biçimde şiire yansıtarak içerik ve biçimde gözüpek atılımlara öncülük etti. Doğu şiirinin Hâfız ve Firdevsî gibi doruklarından aldığı lirik esini Mayakovski’nin öfkeli tonuyla, Lorca’nın ayrıntıcı büyüselliğiyle buluşturdu. Eluard’dan Nâzım ve Ritsos’a çağdaş Batı şiirinin başat adlarının açtığı yeni şiir yataklarının savunucusu ve geliştiricisi oldu. Bu adların da aralarında olduğu çok sayıda Batılı şair ve yazarı Farsçaya kazandırdı, hem kendi şiirlerini hem onların yapıtlarını seslendirip yayarak önemli bir sesli kütüphanenin oluşmasını sağladı. Ahmed Şamlu, İran halkınının otokrat despotların baskısı altında yaşadığı olağanüstü acıların birinci dereceden tanığı kabul edilen kendine özgü şiiriyle 20. yüzyıl şiirinin en önemli adları arasında yerini almıştır. 

Yazdığı Kitaplar