Agnes Heller

Dünyanın önde gelen Marksist felsefecilerinden biri olan Agnes Heller 1929’da Budapeşte’de doğdu. Babası Pal Heller ‹kinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yardım etmişti. 1944’te Macaristan’dan sınır dışı edilerek Auschwitz toplama kampına gönderilen dört yüz elli bin Macar Yahudisi arasında bulunan Pal Heller, savaş sona ermeden burada öldü.

Heller, Yahudi soykırımının eserlerindeki etkisi üzerine, The Left Curve Journal’ın editörü Csaba Polony’ye verdiği söyleşide şöyle demişti: “Beni ilgilendiren her zaman şu soru oldu: Bu nasıl mümkün olabildi? Bunu nasıl kavrayabilirim? Ve soykırım deneyimi totaliter rejim deneyimimle birleşti. Bu da asıl benliğimi ararken ve dünyayı incelerken çok benzer soruları doğurdu: Bu nasıl olabildi? ‹nsanlar nasıl böyle şeyler yapabildi? Bu yüzden ahlâkın ne olduğunu, iyi ve kötünün doğasının ne olduğunu, suç hakkında ne yapabileceğimi, ahlâkın ve kötülüğün kaynakları hakkında neyi keşfetmem gerektiğini bulmam gerekiyordu. Bu ilk sorgulamaydı. Diğer sorgulama toplumsal bir meseleydi: Böyle bir şeyi nasıl bir dünya yaratabilir? Nasıl bir dünya böyle şeylerin olmasına izin verir? Modernitenin asıl derdi nedir? Kurtuluşu umut edebilir miyiz?”

Heller 1947’de Budapeşte Üniversitesi’nde fizik ve kimya öğrenimine başladı. Ancak erkek arkadaşının o sıralarda kendisini Marksist felsefeci György Lukács’ın felsefeyle kültürün keşistiği noktalar üzerine bir konferansına götürmesiyle felsefeye yöneldi. O sıralarda felsefi terminolojiyi bilmese de, bu konferansın, çağımızda, özellikle de ‹kinci Dünya Savaşı ve Yahudi Soykırımı’ndan sonra dünyada nasıl yaşanacağına ilişkin kaygılarına büyük ölçüde hitap ettiğini gördü. 1947 yılında Komünist Parti’ye katıldı. Ancak partiye inanç düzeyinde bir sadakat talep edildiği için, taraftarlarının özgürce düşünemediklerini fark etmekte gecikmedi. 1949’da partiden ihraç edildi. 1955’te Budapeşte Üniversitesi’nde ders vermeye başladı.

1956 Macar Devrimi hayatının en önemli siyasi olayıydı. Çünkü Marksist eleştiri kuramının akademik özgürlüğünün Macaristan’ın siyasi ve toplumsal yapısına etkisinin tehlikeli olduğunu gördü. Ayaklanma, Marx’ın insanların siyasi özerkliğe sahip olmaları derken neyi kastettiğine ilişkin düşüncelerini teyit etmiş oldu. Lukács, Heller ve diğer Marksist kuramcılar Devrim’den, Sovyetler Birliği’nin Macaristan’ın geleceğindeki rolünü etkili bir biçimde sorgulayarak, Marksizm ve sosyalizmin farklı ülkelerde farklı yöntemlerle uygulanması gerektiği inancıyla çıktılar. Lukács’ı Devrim’e katılmakla suçlamayı reddettiği için Heller Komünist Parti’den bir kez daha ihraç edildi ve 1958’de üniversiteden atıldı. Ancak 1963’te Macaristan Akademisi Sosyoloji Enstitüsü’nün davetiyle bilimsel çalışmalarına geri dönebildi. 1963’ten itibaren daha sonra Budapeşte Okulu olarak adlandırılan, Lukács tarafından uygulamadaki ve kuramsal sosyalizmin karşısında Marksist eleştirinin yenilenmesi amacıyla oluşturulan felsefi forumun ortaya çıkmaya başladığı görülebilir. Katılımcılar arasında Heller ve eşi Ferenc Feher de vardı. Okul, Marksizm’in rönesansı fikrini vurguluyordu.

1968 Prag Baharı’na dek Budapeşte Okulu sosyalizme karşı reformcu tavrını sürdürdü.Çekoslovakya’nın Varşova Paktı kuvvetlerince işgal edilmesinin ardından, Heller Doğu Avrupa rejimlerinin bütünüyle yozlaştığına inanmaya başladı. 1971’de Lukács’ın ölümünün ardından, Budapeşte Okulu’nun üyeleri siyasi zulmün kurbanları haline geldiler. Üniversitedeki görevlerine son verildi, gözaltına alındılar ve tacize uğradılar. Heller ve Feher, 1986’da New York’taki New School Üniversity’de görev almak üzere ABD’ye göç ettiler. Felsefe alanına katkıları nedeniyle pek çok akademik ödüle değer görülen Heller, halen etik, Shakespeare, estetik, siyasi kuram, modernite ve Orta Avrupa’nın tarihsel olaylardaki rolü üzerine araştırmalar yapıyor.

Eserleri: Towards a Marxist Theory of Value (1972), Individuum and Praxis (G. Lukács ve başkalarıyla birlikte, 1975), The Humanisation of Socialism (A. Hegedus ve başkalarıyla birlikte, 1976), A Theory of Need in Marx (1976), Renaissance Man (1978), On Instincts (1979), Dictatorship Over Needs (F. Feher ve G. Markus’la birlikte, 1983), Hungary, 1956 Revisited: The Message of a Revolution A Quarter of a Century After (F. Feher’le birlikte, 1983), Lukács Revalued (1984), The Power of Shame (A Rationalist Perspective) (1985), Reconstructing Aesthetics (1986), Doomsday or Deterrence (F. Feher’le birlikte, 1986), Eastern Left-Western Left (Freedom, Totalitarianism, Democracy) (F. Feher’le birlikte, 1987), Beyond Justice (1988), General Ethics (1989), The Postmodern Political Condition (F. Feher’le birlikte, 1989; Postmodern Siyasi Durum, çev.: Osman Akınhay, fiükrü Argın, Öteki Yayınevi, 1993), Can Modernity Survive (1990), A Philosophy of Morals (1990), From Yalta to Glasnost (The Dismantling of Stalin’s Empire) (1990), The Grandeur and Twilight of Radical Universalism (F. Feher’le birlikte, 1990), An Ethics of Personality (1996), A Theory of Modernity (1999), The Time is Out of Joint: Shakespeare as Philosopher of History (2000), Immortal Comedy: The Comic Phenomenon in Art, Literature, and Life (2005).

Yazdığı Kitaplar