Rüya Sakinleri

Rüya Sakinleri

Iris Murdoch Çeviri: Handan Akdemir
ISBN: 978-975-539-242-4
1.Baskı - 1999

Ölüm döşeğindeki ihtiyar Bruno büyük bir kaygıyla geçmişini ve bugününü düşünürken hayatı yeniden yorumlama noktasına gelir.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
17,36 TL
23,15 TL

Kitap Hakkında

Irish Murdoch yine felsefeci yazar kimliğiyle çıkıyor karşımıza. Romanda ele aldığı aşk, rastlantı, gerçeklik gibi temel konular kimi zaman kurmacanın dokusu içinde erimiş olarak, kimi zaman da üstünde yüzen bir çiçek demeti gibi yoğun bir halde sunuluyor. Ölüm döşeğindeki ihtiyar Bruno büyük bir kaygıyla geçmişini ve bugününü düşünürken hayatı yeniden yorumlama noktasına gelir. Sürekli gerçekliği sorgular. Yaşamış olduğu pek çok şeyin bir rüya olduğunu, aslında hayata hiç dokunmamış olduğunu keşfeder. Her şey bir rüyadır ve herkes bir başkasının rüyasında var olmaktadır. Bruno düşüncelerini geliştirirken çevresindeki insanlar da kurlaşmadan aşka kadar çeşitli ilişkiler içine girerler. Bazen beklenmedik bir biçimde bir uçtan bir uca savrulup yer değiştirirler.Yazar, benmerkezci yapıları yüzünden ötekini “ıskalayan” ve bunun için de sık sık yanılan; sözde aşkı ararken başkalarını nesne olarak gören karakterler aracılığıyla insanın iç ve dış dünyasındaki bocalamalarına ve buradaki bir ahlâk anlayışı eksikliğine dikkat çekiyor.

Sözgelimi bir aşk ilişkisinde insanın işleyebileceği en büyük suçun belki de karşısındakinin daha fazla sevmesine izin vermesi olabileceği söylenirken tartışmaya açılan yarı örtülü soru-cevaplar da var: Yürümeyen ilişkilerdeki  sorun “doğru kişi” sorunu mudur, yoksa “tekeşlilik” sorunu mu? İnsanların anlayışlarına göre kılıktan kılığa giren bir tanrı hangi durumlarda yararlı  olabilir? Aşk amaç mıdır, yoksa?..

Roman yer yer sinematografik atmosferlerle, yer yer de felsefi diyaloglarla örülmüş. Bazen bir dramın ya da gülmecenin, bazen de bir fikrin peşinden sürükleniyoruz. Her iki durumda da sürükleyici ve canlı bir roman.

Künye

Yazar Hakkında

Iris Murdoch
1919’da İrlanda’da doğan İngiliz romancı, oyun yazarı, şair, denemeci, felsefeci ve senaryo yazarı.
Murdoch hemen her yıl hacimli birer roman yazmış olmasının yanında, Sartre, Romantic Rationalist (1953) [Sartre: Yazarlığı ve Felsefesi, Çev. S. Hilav, Yazko Yay., 1981]; The Fire and The Sun (1977) [Ateş ve Güneş, Çev. S. R. Kırkoğlu, Ayrıntı Yay., 1992]; The Sovereignty of Good (1971) (İyinin Egemenliği) ve Metaphysics as a Guide to Morals (1992) (Bir Değerler Kılavuzu Olarak Metafizik) gibi felsefi çalışmalarıyla da tanınır. Bir süre Oxford Üniversitesi’nde felsefe dersleri vermiştir. Felsefeci geçmişi, genellikle karmaşık ahlaki, dini ve etik mesellerle uğraşan kurmaca yapıtlarında hissedilir ölçüde etkindir. Romanları zekice bir mizah duygusunu içermeleri, dolambaçlı olay örgüleri ve ayrıntı zenginlikleriyle dikkati çeker. Murdoch, Kara Prens (1973) romanıyla James Tait Black Anma Ödülü’nü ve The sea, The Sea (1978) ile de Booker Mc Connel Ödülü’nü kazanmıştır.
Murdoch’ın ilk romanı Under The Net (1954) [Ağ, Çev. Nihal Yeğinobalı, Ayrıntı Yay., 1993] en iyi yapıtlarından biri olarak görülür ve ahlaki meseleleri işlemesi bakımından yazarın tipik yapıtlarındandır.
Murdoch’ın bazı romanları ısırgan komediler, bazıları ise ironik trajediler olarak sınıflandırılmıştır. Yazarın başlıca konusu genellikle sevgi ilişkilerinin içerdiği çeşitli çatışmalar ve romanlarında sık sık görülen karmaşık aşk üçgenleridir. Murdoch’ın romanlarının birçoğu, modern çağda geçmelerine karşılık büyü ve gizem öğeleri, olay örgüsündeki ani, acayip kaymalar, 18. ve 19. yy.’ın gotik romanlarını çağrıştırır. Murdoch’ın romanlarında çoğunlukla The Flight From the Enchanter’daki (1956) Mischa Fox, A. Severed Head’deki (1961) [Kesik Bir Baş, Çev. S. R. Kırkoğlu, Ayrıntı Yay., 1988] psikolog ya da Philosopher’s Pupil’deki (1983) (Filozofun Öğrencisi) felsefeci gibi, günümüze özgü “cazibeli” biri, diğer kişilerin davranışlarını etkiler ve olayları yönlendirir. Murdoch’ın imgeci düzyazı üslubu, yapıtlarında fantastik, simgesel bir boyut yaratmasına yardımcı olur. Yazar kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle demiştir: “Gerçek hayatta fantastik olan ile sıradan olan, sade olan ile simgesel olan genellikle çözülmez biçimde iç içe geçmiştir. Bence en iyi romanlar da hayatı, bunları birbirinden koparmaksızın araştırıp gözler önüne serenlerdir.” Murdoch’ın yapıtları hayranı olduğu 19. yy. Rus romanlarıyla, özellikle de Dostoyevski’yle karşılaştırılmıştır; zira yazar genellikle, Anglo-Amerikan edebiyatında daha yaygın olarak görüldüğü gibi bir ya da iki ana karakterin bakış açısına odaklanmaktansa karmaşık ilişkiler içindeki çok sayıda kişiyi içeren hacimli metinler yazmıştır.
Diğer önemli romanları şunlardır: The Bell (1958) [Çan, Çev. H. Özdemir, İmge Kitabevi, 1992]; The Unicorn (1963) [Tek Boynuzlu At, Çev. T. Nutku, Can Yay., 1983]; The Red and The Green (1965) (Kırmızılar ve Yeşiller); The Time of The Angels (1966) [Melekler Zamanı, Çev. N. Yeğinobalı, Ayrıntı Yay., 1995]; Nuns and Soldiers (1980) (Rahibeler ve Askerler) ve The Good Apprentice (1986) (İyi Çırak).