Portnoy'un Feryadı

Portnoy'un Feryadı

Philip Roth Çeviri: Özden Arıkan
ISBN: 978-975-539-261-5
2.Baskı - 2013

Histerik, kurnaz, hesaplı, korku ve beklentilerle dolu, ama çok da kıvrak, cazibeli, hatta cilveli bir kitap bu; neredeyse “öteki”nin kitabı.

 
13,89 TL
18,52 TL

Kitap Hakkında

Philip Roth, erkekliğin kitabını yeniden yazdı. Histerik, kurnaz, hesaplı, korku ve beklentilerle dolu, ama çok da kıvrak, cazibeli, hatta cilveli bir kitap bu; neredeyse “öteki”nin kitabı. Sıkça söylendiği gibi insan dişisi, kadın olarak doğmuyor, bir kadın olarak inşa ediliyor. Ama erkek olmak için de yoğun bir inşaat faaliyeti gerekmekte, üstelik malzemeden çalma şansı çok daha kısıtlı. En azından kahramanımız Portnoy için ki bu dünyada bir erkeğin başına gelebilecek en büyük talihsizlik onun da başındadır: Bir kadın tarafından doğurulmak ve yetiştirilmek. Fakat talihsizlikler burada bitmez; bir de baba vardır, çekirdek aile cehennemi vardır. Üstelik Portnoy, Yahudidir; hiçbir yerde kendini yurdunda hissetmeyip hep başka diyarların düşünü kuran bir azınlık mensubudur. Ve her erkek gibi başındaki asıl bela, sonu gelmez istekleriyle ona dünyayı dar eden “koca kafalı canavar”dır. Bir türlü yatıştıramadığı canavarı ile annesinin demir pençesi arasında sıkışıp kalan Portnoy, bu uzun feryadıyla çağdaş edebiyat tarihinin en kıvrak, en keyifli, en edepsiz monologlarından birini yaratıyor. Bir erkeğin cinsel gelişimini yer yer gerçekten çok komik ve sevimli, yer yer irkiltici olabilen serüvenleri üzerinden izlerken; bir yandan orta sınıf aile kültürünün dehşetini hissediyor, “büyüme” denen sürecin aslında nasıl azap dolu olduğunu hatırlıyoruz. Çağdaş Amerikan edebiyatının ustalarından Philip Roth, bu romanında argo ile ironiyi, fars ile trajediyi, kahkaha ile hüznü eşsiz bir kıvraklıkla harmanlıyor.Herkesin kendi çocukluğundan ve annesinden bir şeyler bulacağı; herkesin kendi içindeki ötekiyle, kendi içindeki azınlıkla karşılaşacağı; kendi canavarını hatırlayacağı bir roman bu… çok komik, yakası açılmadık ve sevimli… Times Literary Supplement’a göre yüzyılın en iyi yüz romanından biri olan bu samimi itirafnameyi Türkçede yayımlamaktan sevinç duyuyoruz.

Künye

Yazar Hakkında

Philip Roth

19 Mart 1933’te New Jersey’in Newark kentinde doğmuştur. Bucknell Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi görmüştür. Ardından Chicago’da İngiliz edebiyatı, Iowa ve Princeton Üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri vermiştir. 1959’da, altı öyküsünü bir araya getirdiği ilk kitabı Goodbye Columbus yayımlanmıştır [Kucak Dolusu, Çev. Ülkü Tamer, Sander Yayınları, 1971]. ABD’li Yahudilerin yaşamını son derece kişisel, keskin ve ironik bir dille tasvir ettiği bu kitapla Roth, 1960’ta Ulusal Kitap Ödülü’nü almıştır. Ardından iki roman yazmıştır: 1962 tarihli Letting Go [Libby, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, 1973] ve 1967’de yayımlanan When She Was Good. Şöhret ise 1969’da, ABD’nin nezih edebiyat çevrelerini karıştıran Portnoy’s Complaint [Portnoy’un Feryadı, Çev. Özden Arıkan, Ayrıntı Yayınları, 1999] ile gelmiştir. Bilinç akışı tekniğinde eşsiz bir monolog olarak nitelenen bu eser, çağdaş Amerikan edebiyatının en komik, en unutulmaz karakterlerinden birini yaratmıştır. 1972’de Ernest Lehman tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan Portnoy’dan sonraki kitaplarında Roth, hep değişik anlatım teknikleri denemiş, her seferinde değişik konulara el atmış ama ana temalarından ya da “takıntıları”ndan hiç uzaklaşmamıştır: Yahudi olmak, erkek olmak, bir ananın oğlu olmak, aydın olmak; ve bütün bunlardan doğan her türlü marazilikle uğraşmaya devam etmiştir.
The Breast’le (1972) Kafka’ya bir nazire yazmıştır; ancak onun kahramanı, hamamböceğine değil, dev bir memeye dönüşmektedir [Meme, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, tarihsiz]; Portnoy’u hatırlatan My Life As a Man (1974) ile başladığı Zuckerman serisinde [The Ghost Writer (1979), Zuckerman Unbound (1981), The Anatomy Lesson (1983)] “erkeklik” meseleleri ile uğraşmaya devam etmiş ve serinin son kitabı olan The Counterlife (1986) ile 1987 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü almıştır. Çoğu romanı otobiyografik nitelik taşıyan Roth, 1988’de The Facts ile bu kez “adı konmuş” bir otobiyografi kaleme almış; minimalist bir kitap olarak nitelenen Deception’da (Aldatma) “aldatma” konusunu, rahatsız edici olmaktan sakınmayarak, acımasız bir içtenlikle işlemiştir. 1991’de Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü ona bir kez daha kazandıran Patrimony’de, aile mirası olan kültür ile bireyin kendi entelektüel gelişimi içinde yöneldiği kültür arasındaki çatışmayı, son derece dokunaklı bir dille incelemiş ve Adam Phillips’in deyişiyle, “kendi seçtiği babalarının, Freud ile Kafka’nın, uğruna reddetmiş olduğu babasıyla barışmış”tır. 1993’te Pen tarafından Faulkner Ödülü’ne değer görülen ve Time dergisince yılın En İyi Amerikan Romanı seçilen Operation Shylock’ta (1993), Yahudileri İsrail sürgününden kurtarıp onların Avrupa’ya geri dönmelerini sağlamaya kalkmıştır. Vietnam sonrası dönemi anlattığı American Pastoral (1997) [Pastoral Amerika, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2008] ile 1998’de Pulitzer Ödülü’nü almıştır. The Dying Animal’da (2001) [Ölen Hayvan, Çev. N. Can Kantarcı, Ayrıntı Yayınları, 2007] erotik zevklerin peşinde koşmaya ant içerek eşini ve oğlunu terk eden bir akademisyeni anlatmıştır.
Son derece üretken bir yazar olan Roth, I Married a Communist’te (1998) [Bir Komünistle Evlendim, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2004] yine Amerikan yaşamının trajik bir kesitini yine o keskin mizahıyla ele alarak McCarthy dönemini sorgulamıştır. Birbirinin muhbiri durumuna düşen bir karı kocanın hikâyesini, Zuckerman serisinin kahramanının gençlik yıllarına yerleştirerek Nathan Zuckerman’ın gözüyle anlatmıştır. American Pastoral’le başlayıp, Bir Komünistle Evlendim’le devam eden üçlemeyi tamamlayan The Human Stain 2000 yılında yayımlanmıştır. Saygın bir edebiyat profesörünün ırkçılık suçlamasıyla istifaya zorlandığı bu romanda, Roth yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerika’nın ruh haliyle ilgili derin soruşturmasını sürdürmüştür. 
Büyük bölümü kitaplaştırılmamış olan çok sayıda öyküsü, deneme ve eleştiri yazısı da bulunan Philip Roth, 22 Mayıs 2018'de hayatını kaybetti.