İnsan Lekesi

İnsan Lekesi

Philip Roth Çeviri: Suzan Arak Akçora
ISBN: 978-975-539-610-1
1.Baskı - 2011

Kitap, 1990’lar Amerika’sının boğucu atmosferinde, bir insanı lekeleyerek hayatını altüst eden olayların toplumsal ve bireysel yönlerini yansıtıyor.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
29,25 TL
39,00 TL

Kitap Hakkında

Yıl 1998... Beyaz Saray ve ABD siyaseti Başkan Clinton'ın skandal ve itiraflarıyla çalkalanırken, küçük bir Amerikan kasabasında da fırtına öncesi sessizlik sona ermek üzeredir. Irkçı damgası vurularak hakkında başlatılan, cadı avından farksız bir soruşturma sonucu kariyeri yerle bir edilmiş Profesör Coleman'ın hayatındaki sır perdesi aralandıkça şaşırtıcı ve ürkütücü gerçekler çıkar ortaya. Çatışan ahlak anlayışlarının ve ideolojik bölünmelerin, aleni suçlamalar ve arındırma ayinleriyle kendini gösterdiği 1990'lar Amerika'sının boğucu atmosferinde, bir insanı lekeleyerek hayatını altüst eden olayların toplumsal ve bireysel yönlerini yansıtan İnsan Lekesi, tek kelimeyle sürükleyici ve sarsıcı bir roman. Önceki romanlarından tanıdığımız kurmaca roman kahramanı, yazar Nathan Zuckerman, Coleman'ın geçmişe gömülmüş sırlarını araştırırken Philip Roth da her zamanki şahane üslubuyla ABD toplumunun bilinçaltına uzanıyor. Üretkenlikle ustalığı bir araya getiren Philip Roth, son yirmi beş yıla damgasını vuran romanlarıyla çağdaş Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. 60'lardan bu yana yazdığı her kitapla ülkesinde verilen saygın edebiyat ödüllerinden en az birine değer görülmesi bir yana, "20. Yüzyıl Amerika'sının usta vakanüvisi" unvanıyla da onurlandırılmış, son olarak da Man Booker Ödülü'ne layık görülmüştür. İnsan Lekesi bu unvanı ne kadar hak ettiğinin en açık göstergesidir. Pastoral Amerika ile başlayıp Bir Komünistle Evlendim romanıyla süren yolculuğun bu son halkasında 1990'lı yılları ele alan Roth, Amerikan ruhunun en ücra köşelerinde dolaşıyor.

Künye

Yazar Hakkında

Philip Roth

19 Mart 1933’te New Jersey’in Newark kentinde doğmuştur. Bucknell Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi görmüştür. Ardından Chicago’da İngiliz edebiyatı, Iowa ve Princeton Üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri vermiştir. 1959’da, altı öyküsünü bir araya getirdiği ilk kitabı Goodbye Columbus yayımlanmıştır [Kucak Dolusu, Çev. Ülkü Tamer, Sander Yayınları, 1971]. ABD’li Yahudilerin yaşamını son derece kişisel, keskin ve ironik bir dille tasvir ettiği bu kitapla Roth, 1960’ta Ulusal Kitap Ödülü’nü almıştır. Ardından iki roman yazmıştır: 1962 tarihli Letting Go [Libby, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, 1973] ve 1967’de yayımlanan When She Was Good. Şöhret ise 1969’da, ABD’nin nezih edebiyat çevrelerini karıştıran Portnoy’s Complaint [Portnoy’un Feryadı, Çev. Özden Arıkan, Ayrıntı Yayınları, 1999] ile gelmiştir. Bilinç akışı tekniğinde eşsiz bir monolog olarak nitelenen bu eser, çağdaş Amerikan edebiyatının en komik, en unutulmaz karakterlerinden birini yaratmıştır. 1972’de Ernest Lehman tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan Portnoy’dan sonraki kitaplarında Roth, hep değişik anlatım teknikleri denemiş, her seferinde değişik konulara el atmış ama ana temalarından ya da “takıntıları”ndan hiç uzaklaşmamıştır: Yahudi olmak, erkek olmak, bir ananın oğlu olmak, aydın olmak; ve bütün bunlardan doğan her türlü marazilikle uğraşmaya devam etmiştir.
The Breast’le (1972) Kafka’ya bir nazire yazmıştır; ancak onun kahramanı, hamamböceğine değil, dev bir memeye dönüşmektedir [Meme, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, tarihsiz]; Portnoy’u hatırlatan My Life As a Man (1974) ile başladığı Zuckerman serisinde [The Ghost Writer (1979), Zuckerman Unbound (1981), The Anatomy Lesson (1983)] “erkeklik” meseleleri ile uğraşmaya devam etmiş ve serinin son kitabı olan The Counterlife (1986) ile 1987 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü almıştır. Çoğu romanı otobiyografik nitelik taşıyan Roth, 1988’de The Facts ile bu kez “adı konmuş” bir otobiyografi kaleme almış; minimalist bir kitap olarak nitelenen Deception’da (Aldatma) “aldatma” konusunu, rahatsız edici olmaktan sakınmayarak, acımasız bir içtenlikle işlemiştir. 1991’de Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü ona bir kez daha kazandıran Patrimony’de, aile mirası olan kültür ile bireyin kendi entelektüel gelişimi içinde yöneldiği kültür arasındaki çatışmayı, son derece dokunaklı bir dille incelemiş ve Adam Phillips’in deyişiyle, “kendi seçtiği babalarının, Freud ile Kafka’nın, uğruna reddetmiş olduğu babasıyla barışmış”tır. 1993’te Pen tarafından Faulkner Ödülü’ne değer görülen ve Time dergisince yılın En İyi Amerikan Romanı seçilen Operation Shylock’ta (1993), Yahudileri İsrail sürgününden kurtarıp onların Avrupa’ya geri dönmelerini sağlamaya kalkmıştır. Vietnam sonrası dönemi anlattığı American Pastoral (1997) [Pastoral Amerika, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2008] ile 1998’de Pulitzer Ödülü’nü almıştır. The Dying Animal’da (2001) [Ölen Hayvan, Çev. N. Can Kantarcı, Ayrıntı Yayınları, 2007] erotik zevklerin peşinde koşmaya ant içerek eşini ve oğlunu terk eden bir akademisyeni anlatmıştır.
Son derece üretken bir yazar olan Roth, I Married a Communist’te (1998) [Bir Komünistle Evlendim, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2004] yine Amerikan yaşamının trajik bir kesitini yine o keskin mizahıyla ele alarak McCarthy dönemini sorgulamıştır. Birbirinin muhbiri durumuna düşen bir karı kocanın hikâyesini, Zuckerman serisinin kahramanının gençlik yıllarına yerleştirerek Nathan Zuckerman’ın gözüyle anlatmıştır. American Pastoral’le başlayıp, Bir Komünistle Evlendim’le devam eden üçlemeyi tamamlayan The Human Stain 2000 yılında yayımlanmıştır. Saygın bir edebiyat profesörünün ırkçılık suçlamasıyla istifaya zorlandığı bu romanda, Roth yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerika’nın ruh haliyle ilgili derin soruşturmasını sürdürmüştür. 
Büyük bölümü kitaplaştırılmamış olan çok sayıda öyküsü, deneme ve eleştiri yazısı da bulunan Philip Roth, 22 Mayıs 2018'de hayatını kaybetti.