Bir Komünistle Evlendim

Bir Komünistle Evlendim

Philip Roth Çeviri: Orhan Yılmaz
ISBN: 978-975-539-305-6
1.Baskı - 2004

Roth 50’li yıllara dönüp, gammazlıkların, kara listelerin alıp yürüdüğü McCarthy döneminin içyüzünü anlatırken, ülkesinin o dönemde oynadığı rolü de irdeliyor.

İlk 16 sayfa için tıklayın.

 
24,75 TL
33,00 TL

Kitap Hakkında

90’lı yıllarda birbirinden parlak yapıtlarıyla Amerikan edebiyatına damgasını vuran Philip Roth, Bir Komünistle Evlendim’de dönüp 50’li yıllara bakıyor. Gammazlıkların, arkadan vurmaların, kara listelerin alıp yürüdüğü McCarthy döneminin içyüzünü anlatırken, ülkesinin ulusal tarihinde masumiyetin ve saplantının oynadığı karmaşık rolleri irdeliyor.Roth, 1950’lerde Amerikan işçi sınıfının hayatında gerçek bir değişiklik yaratamayan komünist hareketin içine düştüğü aczi ve komünistlerin yanlış yönlendirilen idealizmlerini kınıyor bu romanda. 1930’larda bir kanal kazıcısı olarak hayata başlayan, kendi kendini yetiştirmiş idealist komünist Ira Ringold, 1940’larda ünlü radyo aktörü Iron Rinn’e dönüştükten sonra, Amerika’nın sevgilisi sessiz film yıldızı ve radyo aktristi Eve Frame ile evlenir. İnançlarını Eve Frame’le yaşadığı üst-orta sınıf hayatla bir türlü bağdaştıramayan Ira’yı bu evliliğin sonunda büyük bir yıkım beklemektedir. Yaşadıkları aile dramı Eve’in ihanetiyle ulusal bir skandal boyutuna varır. Kızıl avcılığının bütün şiddetiyle sürdüğü bir dönemde Ira’nın özel hayatından taşıp kamuoyunun gözleri önünde yaşanan bir zalimlik, aşağılama, ihanet ve intikam öyküsüdür anlatılan... 1940’lı yılların sonundaki Amerikan komünizminin popülerkültürdeki tezahürlerini başarıyla yansıtıyor Bir Komünistle Evlendim. Komünizm karşıtı paranoyanın yalnızca ulusal politikaları etkilemekle kalmayıp, ailelerin mahrem hayatlarına kadar sızdığı bir dönemi bütün gerçekliğiyle yeniden canlandırıyor. Roth’un duygusal ayrıntıları keskin gözlemlerle aktarması, büyük Amerikan tragedyasına, Amerikan rüyasının iflah olmaz biçimde iflas ettiği noktaya ulaştırıyor bizi.  “Bir Amerikan tragedyası” nitelemesini hak eden böyle bir yapıtı “XX. Yüzyıl Amerikası’nın usta vakanüvisi” Philip Roth’un kaleminden okumak da başka bir zevk olacak doğrusu. “Philip Roth şaşılacak bir yazar... Bir Komünistle Evlendim pekâlâ onun klasik yapıtı olabilir; belki de bütün zamanların klasiği.” The Plain Dealer 

Künye

Yazar Hakkında

Philip Roth

19 Mart 1933’te New Jersey’in Newark kentinde doğmuştur. Bucknell Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi görmüştür. Ardından Chicago’da İngiliz edebiyatı, Iowa ve Princeton Üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri vermiştir. 1959’da, altı öyküsünü bir araya getirdiği ilk kitabı Goodbye Columbus yayımlanmıştır [Kucak Dolusu, Çev. Ülkü Tamer, Sander Yayınları, 1971]. ABD’li Yahudilerin yaşamını son derece kişisel, keskin ve ironik bir dille tasvir ettiği bu kitapla Roth, 1960’ta Ulusal Kitap Ödülü’nü almıştır. Ardından iki roman yazmıştır: 1962 tarihli Letting Go [Libby, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, 1973] ve 1967’de yayımlanan When She Was Good. Şöhret ise 1969’da, ABD’nin nezih edebiyat çevrelerini karıştıran Portnoy’s Complaint [Portnoy’un Feryadı, Çev. Özden Arıkan, Ayrıntı Yayınları, 1999] ile gelmiştir. Bilinç akışı tekniğinde eşsiz bir monolog olarak nitelenen bu eser, çağdaş Amerikan edebiyatının en komik, en unutulmaz karakterlerinden birini yaratmıştır. 1972’de Ernest Lehman tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan Portnoy’dan sonraki kitaplarında Roth, hep değişik anlatım teknikleri denemiş, her seferinde değişik konulara el atmış ama ana temalarından ya da “takıntıları”ndan hiç uzaklaşmamıştır: Yahudi olmak, erkek olmak, bir ananın oğlu olmak, aydın olmak; ve bütün bunlardan doğan her türlü marazilikle uğraşmaya devam etmiştir.
The Breast’le (1972) Kafka’ya bir nazire yazmıştır; ancak onun kahramanı, hamamböceğine değil, dev bir memeye dönüşmektedir [Meme, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, tarihsiz]; Portnoy’u hatırlatan My Life As a Man (1974) ile başladığı Zuckerman serisinde [The Ghost Writer (1979), Zuckerman Unbound (1981), The Anatomy Lesson (1983)] “erkeklik” meseleleri ile uğraşmaya devam etmiş ve serinin son kitabı olan The Counterlife (1986) ile 1987 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü almıştır. Çoğu romanı otobiyografik nitelik taşıyan Roth, 1988’de The Facts ile bu kez “adı konmuş” bir otobiyografi kaleme almış; minimalist bir kitap olarak nitelenen Deception’da (Aldatma) “aldatma” konusunu, rahatsız edici olmaktan sakınmayarak, acımasız bir içtenlikle işlemiştir. 1991’de Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü ona bir kez daha kazandıran Patrimony’de, aile mirası olan kültür ile bireyin kendi entelektüel gelişimi içinde yöneldiği kültür arasındaki çatışmayı, son derece dokunaklı bir dille incelemiş ve Adam Phillips’in deyişiyle, “kendi seçtiği babalarının, Freud ile Kafka’nın, uğruna reddetmiş olduğu babasıyla barışmış”tır. 1993’te Pen tarafından Faulkner Ödülü’ne değer görülen ve Time dergisince yılın En İyi Amerikan Romanı seçilen Operation Shylock’ta (1993), Yahudileri İsrail sürgününden kurtarıp onların Avrupa’ya geri dönmelerini sağlamaya kalkmıştır. Vietnam sonrası dönemi anlattığı American Pastoral (1997) [Pastoral Amerika, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2008] ile 1998’de Pulitzer Ödülü’nü almıştır. The Dying Animal’da (2001) [Ölen Hayvan, Çev. N. Can Kantarcı, Ayrıntı Yayınları, 2007] erotik zevklerin peşinde koşmaya ant içerek eşini ve oğlunu terk eden bir akademisyeni anlatmıştır.
Son derece üretken bir yazar olan Roth, I Married a Communist’te (1998) [Bir Komünistle Evlendim, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2004] yine Amerikan yaşamının trajik bir kesitini yine o keskin mizahıyla ele alarak McCarthy dönemini sorgulamıştır. Birbirinin muhbiri durumuna düşen bir karı kocanın hikâyesini, Zuckerman serisinin kahramanının gençlik yıllarına yerleştirerek Nathan Zuckerman’ın gözüyle anlatmıştır. American Pastoral’le başlayıp, Bir Komünistle Evlendim’le devam eden üçlemeyi tamamlayan The Human Stain 2000 yılında yayımlanmıştır. Saygın bir edebiyat profesörünün ırkçılık suçlamasıyla istifaya zorlandığı bu romanda, Roth yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerika’nın ruh haliyle ilgili derin soruşturmasını sürdürmüştür. 
Büyük bölümü kitaplaştırılmamış olan çok sayıda öyküsü, deneme ve eleştiri yazısı da bulunan Philip Roth, 22 Mayıs 2018'de hayatını kaybetti.